Gümrükler ve Gümrük Mevzuatında Değişiklikler
2010 yılında Optik ve Optometri (1-2)'de yayımlanan bir yazım
Silahlı kuvvetlerin varolmadığı ya da günümüze göre
ölçek ve işlev açısından büyük bir dönüşüm geçirip tamamen sivil ve barış
odaklı operasyonlara odaklandığı bir dönemin gün gelip kapıya dayanacağına
inancım tam. Dışişleri ise zaten yerini
tedricen uluslararası örgütlere bırakıyor nice zamandır. Haliyle diplomatlık mesleği de uluslararası
kamu hizmetkarlığına. Bu sürecin adına
ulus devletin çözülüşü demek mümkün, ancak insanlığın ilerleyişi daha uygun
düşüyor.
Velhasıl bazı ulusal teşkilatların asla tam olarak ortadan kalkmayacağı da aşikar. Örneğin gümrüklerin!
Küreselleşme karşısında gümrüklerin durumu
Aslında küreselleşme süreci karşısında insanın tam tersini düşünesi geliyor. Küreselleşme ilerledikçe uluslararası ekonomik bütünleşmenin pekişeceği, böylelikle tarifelerin ve eşdeğer önlemlerin adım adım ortadan kalkacağı, dolayısıyla gümrüklerin varolma nedenlerini kaybederek tarihe karışacağı gibi bir akıl yürütme daha sağlam gözüküyor.
Ancak durum hiç de öyle olmayabilir. Uluslararası ekonomik bütünleşme elbet ki siyasal bütünleşmeden daha kolay ve çok daha fazla yol katetmiş durumda. Ancak nasıl siyasal bütünleşme anayasal ve idari yapıların yeksenaklaşmasını zorunlu kılmıyorsa ekonomik bütünleşme de hükümetlerin her alanda aynı politikaları benimsemesini gerektirmiyor. Zaten farklı coğrafyaların zaman zaman ya da her zaman karşı karşıya kaldığı koşullar ve bunların gerektirdiği politika tepkileri de farklılaşmaya yatkın.
En basit örnek kamu ve halk sağlığına ilişkin tercihler ve salgın hastalık vakaları. Vergilendirme sistem ve tercihleri, ilk bakışta ortak bir politika çerçevesinde düzenlenmesi mümkün gözükmekle beraber, bir başka önemli örnek. Her iki konuda da, dünya genelinde mal ve hizmet ticareti ‒ ticaret politikası açısından ‒ tamamen serbestleşse bile bazı sınır tedbirlerinin uygulanmaya devam etmesi söz konusu, mesela numune alımı ve laboratuar testlerinin ve katma değer vergisi tahsilatlarının. Hal böyle olunca gümrükler tarihin akışına karşı dirençli çıkacak gibi gözüküyor.
Aslına bakarsanız bunu görebilmek için küreselleşme süreci ve uluslararası sistem üzerine kafa yormaya, gelecekle ilgili tahminlerde bulunmaya pek de gerek yok. Gümrük mevzuatının hacmine bakmak tek başına yeterli! Kanun, karar, yönetmelik ve tebliğlerle yüzlerce sayfa tutan bir külliyatın yerini bir boşluğa bıraktığı görülmüş şey değil hukuk tarihinde. Bu mevzuatı uygulamaktan sorumlu devasa bir teşkilatlanmanın, binlerce memurun, gümrük müşavirlerinin, dış ticaret uzmanlarının vb. varlığı da cabası. Bir başka deyişle gümrüklerin gün gelip ortadan kalkmasının önündeki en büyük engel bizzat gümrüklerin kendisi!
Gümrük mevzuatında kapsamlı değişiklik
Tabi bütün bunlar gümrük mevzuatında ve uygulamalarında asla değişiklik olmayacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine gün geliyor, gümrük mevzuatı baştan aşağı yenilenebiliyor. Aynen kısa bir süre önce olduğu gibi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 18 Haziran 2009 tarihinde kabul edilen 5911 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanmasının üzerinden üç ay geçmesiyle birlikte 7 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe girdi.
Böylelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 27 Ekim 1999’da kabul edilen ve 5 Şubat 2000’den beri yürürlükte olan 4458 sayılı Gümrük Kanunu ilk defa kapsamlı şekilde değiştirilmiş oldu. Ekli tablodan görülebileceği üzere Gümrük Kanunu’nda daha önce yapılan değişiklikler bir iki maddeyle sınırlı olmuştu. 5911 sayılı Kanun ise Gümrük Kanunu’nun 248 madde ve 7 geçici maddesinin neredeyse yarısını değiştirdi.
|
4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler |
||
|
Değiştiren
Kanun |
Değiştirilen/Eklenen
Maddeler |
Yürürlüğe
Giriş Tarihi |
|
4910 |
‒ |
01.07.2003 |
|
5217 |
221, 222 |
01.01.2005 |
|
5622 |
178, 221, 242 |
17.04.2007 |
|
5810 |
Geçici Madde 7 |
25.11.2008 |
|
5911 |
3, 4, 5, 5/A, 6, 7, 8, 9, 10, 10/A, 12, 13, 14, 15, 18,
19, 21, 22, 24, 25, 26, 27, 28, 30, 34, 35/A, 35/B, 35/C, 37, 38, 39, 42, 43,
44, 45, 46, 48, 50, 54, 56, 57, 59, 60, 61, 63, 65, 66, 69, 70, 72, 74, 76, 77,
79, 81, 84, 85, 86, 88, 92, 93, 94, 95, 97, 100, 106, 107, 109, 110, 111, 115,
116, 117, 119, 121, 123, 124, 125, 141, 145, 151, 152, 153, 155, 158, 159,
160, 161, 165, 165/A, 165/B, 165/C, 165/D, 166, 167, 168, 171, 173, 176, 177,
178, 179, 180, 181, 183, 184, 186, 187, 188, 190, 191, 191/A, 193, 194, 197,
198, 202, 204, 207, 210, 217, 218, 219, 221, 223, 225, 226, 229, 230, 231, 232,
233, 234, 236, 237, 238, 240, 241, 242, 243, 244, 245, Geçici Madde 6 |
07.10.2009 |
Şimdi bir parantez açalım: 4458 sayılı Gümrük Kanunu da 5911 sayılı Kanun da Resmi Gazete’de yayımlanmalarından üç ay sonra yürürlüğe girdi. Nedeni belli. Gümrük idareleri ve dış ticaret erbabına yeni düzenlemelere uyum sağlamalarını teminen belirli bir süre tanımak.
Kuşkusuz ki uyum için gerekli çalışmalarının daha yeni düzenlemeler tasarı halindeyken başlaması lazım. Ancak özellikle resmi nitelikli bazı iş ve işlemlerin, düzenlemelerin resmen yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştirilmesi mümkün olmayabiliyor. Ayrıca ‒ isterse gümrük müşavirliği şirketi olsun ‒ özel sektör kuruluşlarından, bilhassa da küçük ve orta boyutlu işletmelerden böyle ön hazırlıklara kaynak ayırmalarını beklemek yerinde değil. Hele de gümrük mevzuatının karmaşıklığı dikkate alınırsa.
Kısacası kanunların yayım ve yürürlük tarihleri arasında belirli bir süre bırakılması yerinde bir uygulama. Hatta daha iyi düzenleme yaklaşımı doğrultusunda bir zorunluluk. Velhasıl bu uygulamanın ikincil mevzuat için neden benimsenmediğini anlamak mümkün değil. Yukarıda değindiğimiz yeni Bakanlar Kurulu Kararı, Gümrük Yönetmeliği ve Tasfiye Yönetmeliği yayımlandıkları gün itibariyle yürürlüğe girmiş durumdalar.
Gümrük Yönetmeliği tam 593 madde ve 82 ekten oluşuyor. Üstelik ekler sadece formlardan ibaret değil. Ek 82 “Kanunun 241’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca usulsüzlük cezasını gerektiren fiiller” başlığını taşıyor örneğin. Dış ticaret erbabı açısından önemi ortada. Bakanlar Kurulu Kararı 137 madde ve 13 ek. Tasfiye Yönetmeliği de 30 madde.
Böylesine hacimli ve üstelik birbiriyle bağlantılı mevzuatların, ilgililerce bir günde okunup anlaşılabileceğini tahayyül etmek bile mümkün değil. Gümrük idareleri yeni düzenlemeler konusunda önceden bilgilendirilmiş, gerekli hizmet içi eğitimler yapılmış olabilir. Ancak söz konusu olan özel sektörü doğrudan ilgilendiren, özel kuruluş ve şahıslar tarafından günlük iş ve işlemlerinde tatbik edilen birçok hüküm barındıran bir mevzuat. Dolayısıyla yetkili makamların özel kesime gerekli özeni göstermediği, iyi bir kamu yönetimi sergileyemediği ortada.
Gümrük mevzuatı neden değişti?
Gelelim gümrük mevzuatında böyle kapsamlı değişikliklerin neden yapıldığına. Aslına bakarsanız bunun için öncelikle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun neden kabul edildiğini hatırlatmak gerekiyor.
Bilindiği üzere Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında bir gümrük birliği bulunuyor. Zannedilenin aksine fiilen 1971 yılından beri yürürlükte bulunan gümrük birliği 1 Ocak 1996 itibariyle tamamlanmış, yani AB menşeli sınai mallar bazı istisnalar haricinde ülkemize gümrük vergileri ve eşdeğer önlemlerden muaf olarak girmeye başlamış durumda.
Gümrük birliğinin yasal dayanağını oluşturan Ankara Anlaşması doğrultusunda Türkiye’nin AB’nin ilgili mevzuatına uyum sağlaması gerekiyor. Bu amaçla birçok kanuni düzenleme ve sayısız ikincil mevzuat kabul edildi, AB mevzuatı değiştikçe de yenileri kabul ediliyor. Artık sadece gümrük birliğinin değil, AB’ye üyelik sürecinin de bir gereği olarak. Tahmin edilebileceği üzere gümrük ve dış ticaret mevzuatları bu uyum sürecinden derinden etkilenen alanlar arasında.
İşte 4458 sayılı Gümrük Kanunu da AB’nin denk mevzuatı olan Topluluk Gümrük Kodu’na uyum göstermek üzere kabul edilmiş durumda. Yani 12 Ekim 1992 tarih ve (AET) 2913/92 sayılı Konsey Tüzüğü ve bunun uygulanması amacıyla kabul edilen 2 Temmuz 1993 tarih ve (AET) 2454/93 sayılı Komisyon Tüzüğü’ne uyum amacıyla.
Tabi Brüksel’in kendi mevzuatını güncellerken Ankara’nın uyum sağlama takvimini göz önüne aldığı yok. 2000 yılında, daha 4458 sayılı Kanun yeni yürürlüğe girmişken Topluluk Gümrük Kodu’nda birtakım değişiklikler gerçekleştirildi. Bunlara uyum sağlamak amacıyla hazırlanan kanun değişikliğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne intikal etmesi 2004’ü buldu. Derken 2005 yılında AB yine değiştirdi Topluluk Gümrük Kodu’nu. Meclis’e sevk edilen tasarı bu tarihte henüz kanunlaşmamış olduğundan yeni değişikliklere uyum göstermek amacıyla hazırlanan taslak ile birleştirildi ve sonuç olarak 5911 sayılı Kanun meydana geldi.
İşin ilginci bu arada Topluluk Gümrük Kodu bir kez daha değişmiş, hem de baştan sona değişmiş durumda. AB’nin Modernize Gümrük Kodu olarak anılan yeni gümrük mevzuatı Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde 4 Haziran 2008’de yayınlandı. 24 Haziran 2008’de ise kısmen yürürlüğe girdi. Modernize Gümrük Kodu’nun hangi tarihte tamamen yürürlüğe gireceği henüz kestirilemiyor. Zira tüm gümrük işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesini öngören yeni kuralların uygulanması için bilgisayar sistemlerinin geliştirilmesi ve test edilmesi gerekiyor. Tahmini tarih 2013. Gümrük Müsteşarlığı Modernize Gümrük Kodu’na uyum sağlanması için yeni bir gümrük kanunu hazırlığına başlamış durumda, AB’yi takip ediyor.
Neyse ki 5911 sayılı Kanun ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na getirilen değişikliklerin tek amacı AB’ye uyum sağlamak değil. İdari para cezası uygulanmasına ilişkin hükümlerin netleştirilmesi gibi ulusal düzenlemelere yönelik hükümler de var. Önümüzdeki sayıda daha yakından bakacağız bu değişikliklere.
Yorumlar
Yorum Gönder