AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YENİ ZEYTİNYAĞI EYLEM PLANI

 Z&Z Akdeniz Kültürü Dergisi (7) 28


Merhaba Zeytindostları!

 

Zeytinde Dünyaya Bakış başlıklı köşemde, uzun bir aradan sonra tekrar beraberiz.  Z&Z’nin sayfalarına en son 21’inci sayıda konuk olmuştum.  Dile kolay, iki buçuk yıl geçmiş zeytincilik ve zeytinyağı hakkında yazmayalı.

 

Ege’nin denize cepheli, sakin ilçelerinden bir tanesinde yaşasam, bir zeytinliğim ya da bir mandalina bahçem olsa - belki de bir dükkanım - “İki buçuk yıl ne ki?” der, geçerdim büyük ihtimalle.  Hayat bir farklı akıyor küçük yerlerde.  Gel gelelim İstanbul’da, hele de iş dünyasının kalbinin attığı, dolayısıyla bir danışman olarak benim de hayatımın geçtiği Beşiktaş – Maslak hattında haftalar birbirini kovalamakla kalmıyor, birkaç ay bile insanın hayatında önemli değişiklikler olmasına yetiyor.  Zaman daha hızlı, daha yoğun.

 

Z&Z’de son yazım yayınlandığında Türkiye’de primer tarımsal üretime finansman sağlayacak bir yatırım fonu kurulması için mesai harcıyordum.  Haliyle tarımsal piyasalarla içli dışlıydım, gelişmeleri yakından takip etmekteydim.  Bu yazıyı kaleme almak için masanın başına geçince bir fark ettim ki zeytincilikte son zamanlarda neler oluyor, neler bitiyor, hiçbir fikrim yok!  Rotayı farklı yöne kırınca iş hayatına başladığım zeytincilik sektöründen uzak kalmışım.

 

Haliyle kolları sıvayıp Google’a dalmak gerekti.  Bir-iki saat geçip de bilgi eksikliğimi giderdiğimde ise hem sevinçliydim hem üzgün.  Sevinçliydim, zira Zeytindostu Derneği’nin çalışmalarının hız kesmeden devam ettiğini, yurt çapında örgütlenmeyi tamamlayıp dışarıya açıldığımızı, eğitim ve etkinliklerimizin büyük ilgi çektiğini görmüştüm.  Zeytinyağı ihracatının yıllar sonra tekrar artışa geçmesi de cabası.  Üzgündüm, zira sektörün polemik alışkanlığını hala aşamadığı, konvansiyonel ve sosyal medyada başarılarımız kadar atışmalarımızın da ilgi çekmeye devam ettiği göze çarpıyordu. 

 

Özellikle yeni okuyucularımızı düşünerek bir hatırlatma yapalım.  Zeytinde Dünyaya Bakış köşesinin amacı zeytincilikle ilgili uluslararası düzenlemeleri, özellikle Avrupa Birliği’nin (AB) politikalarını incelemek ve buradan hareketle Türkiye’deki gelişmeleri karşılaştırmalı bir bakış açısıyla yorumlamak.  Böylelikle sektörde polemiklerin yerini yapıcı tartışmaların almasına katkıda bulunabilirsek ne mutlu bize.

 

AB Zeytincilikte Neleri Tartışıyor?

 

Derdimizi anlattığımıza göre – yazmasını pek sevdiğim şu uzun girizgahlardan bir tanesine daha son vererek – asıl konumuza geçelim, AB zeytincilikte neleri tartışıyor bugünlerde, başlayalım incelemeye.

 

Malumunuz, AB’de birçok Üye Devlet kamu maliyesi ve bankacılık krizleri ile karşı karşıya.  AB’nin ekonomik yapısı ve yönetimine genel bir güvensizlik söz konusu, Avrupa finansal piyasaları eski derinliğini kaybetmiş bulunuyor.  Bu durum Birlik’in 50 yıllık geçmişe sahip Ortak Tarım Politikası’nı da etkiliyor.

 

Konuyla ilgili müzakereler henüz tamamlanmamış olmakla beraber AB kurulduğu günden bu yana ilk kez tarım ve kırsal kalkınmaya ayırdığı mali kaynakları azaltma kararı almış durumda.  Şubat 2013 tarihli Avrupa Zirvesi’nde, Üye Devletler’in Hükümet ve Devlet Başkanları 2014-2020 dönemi için Ortak Tarım Politikası’nın bütçesini 363 milyar Avro ile sınırlandırmak üzere mutabakata vardı, yani 2007-2013 dönemine kıyasla % 13’lük bir kısıntıya gittiler (AB’nin bütçe yasama süreci tamamlandığında bu konuya tekrar eğilecek ve önümüzdeki dönemde Avrupa zeytinciliğine ayrılacak kaynakları tespit edip köşemizde paylaşacağız.).

 

Haliyle son dönemde Ortak Tarım Politikası konusunda yürütülen tartışmalar yaşanan bu reform sürecine odaklanmış durumda.  Avrupa Komisyonu kaynakları kullanımın etkinliğini arttırarak daha az parayla daha çok sonuç almayı ümit ediyor.  Her Üye Devlet ve her sektör ise kendisini güvenceye alacak farklı taleplerle geliyor.

 

Hali hazırdaki Tarım ve Kırsal Kalkınma Komisyoneri Dacian Cioloş Romanya’dan, yani zeytinciliğe nispeten uzak bir ülkeden.  Ancak bu görevi yürüten selefleri gibi Akdeniz ülkelerini memnun etmek gerektiğini biliyor.  Dolayısıyla AB genelinde yetiştirilen tarım ve hayvancılık ürünlerinin yanı sıra Akdeniz’e has ürünlere özel bir ilgi göstermeye çalışıyor.  Cioloş tarafından bu amaçla seçilen ürün ise zeytinyağı.

 

AB Zeytinyağı Politikasının Amacı ve Eylem Planı

 

Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü’nün Internet sayfasında Cioloş tarafından yeninden formüle edilmekte olan AB zeytinyağı politikasının amacı aşağıdaki şekilde özetleniyor (İngilizce’den çeviri bana ait.):

 

Akdeniz dünyasında nesillerden beri sağlık ve beslenme açısından elzem bilinen zeytinyağı günümüzde Avrupa’da ve dünya genelinde besleyiciliği, sağlığa faydası ve duyusal nitelikleri ile takdir topluyor.

 

Birçok bölgenin ekonomisi açısından önemi dikkate alındığında ne mutludur ki, AB ve diğer taraflarca desteklenen bilgilendirme ve promosyon kampanyalarının yardımıyla, hem AB’de hem de üçüncü ülkelerde zeytinyağına olan talep düzenli olarak artış gösteriyor.

 

AB zeytinyağı politikasının ana amacı zeytinciler, sanayiciler, tüccarlar ve tüketicilerin faydasına olacak şekilde yüksek kaliteli bir ürünün üretimini teşvik ederek AB’nin dünya pazarlarındaki konumunun muhafaza edilmesi ve güçlendirilmesidir.

 

Komisyoner Cioloş bu şekilde ifade bulan amaç doğrultusunda öncelikle AB zeytinyağı sektörünün 2020 yılına kadar projeksiyonlarını hazırlatmış, ardından da zeytinyağı sektörü temsilcileriyle bir yıl boyunca ayrıntılı görüşmeler yürütmüş.  Sonuç olarak ortaya “AB Zeytinyağı Sektörü için Eylem Planı” başlıklı bir belge çıkmış durumda.  Üye Devletler’in ilgili bakanlarını bir araya getiren Tarım ve Balıkçılık Konseyi’nin 18 Haziran 2012 tarihli toplantısında Cioloş tarafından sunumu yapılan Eylem Planı henüz resmi bir Komisyon belgesi statüsünde değil, üzerinde tartışmalar devam ediyor.  Ancak Brüksel tarafından atılacak adımlar üç aşağı beş yukarı belli, mevzuat taslakları hazırlanma sürecinde.

 

Peki, neleri kapsıyor bu Eylem Planı?  Belgede genel bir durum tespitinin ardından altı farklı alanda, projeksiyon çalışması ve sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular ve bunlar doğrultusunda alınması öngörülen tedbirlere yer veriliyor.  Söz konusu alanlar sırasıyla kalite ve kalite kontrolü, üretimin yeniden yapılandırılması, sektörün yapısının güçlendirilmesi, promosyon, Uluslararası Zeytin Konseyi’nin konumu ve üçüncü ülkelerle rekabet.

 

Anahtar Sözcük Değişmiyor:  Kalite

 

Durum tespitinden başlamak gerekirse, Komisyon’a göre Avrupa’da zeytinciliğin önü açık:  Ürünün olumlu bir imajı var, tüketimi de artıyor.  Buna karşılık sektörün yapısı nedeniyle müstahsiller mahsullerinin değerinden tam olarak faydalanamıyor.  Daha dengeli bir pazar yapısı için sektörün rekabetçiliğinin geliştirilmesi ve temel zenginlikleri olan zeytinyağının kalitesi ve olumlu imajının pekiştirilmesi önem taşıyor.

 

Komisyon bu değerlendirmeden yola çıkarak alınacak tedbirlerin iki eksene oturtulması gerektiğini düşünüyor.  Eylem Planı’ndan alıntı yapmak gerekirse:

 

“-  Kalite ve kalite kontrolü, Avrupa zeytinyağının kamusal imajının pekiştirilmesine ve tüketicilerin korunması ve bilgilendirilmesine yönelik önlemler aracılığıyla;

 

-  Sektörün güçlendirilmesi, Ortak Tarım Politikası reformunun sunduğu tüm fırsatlardan faydalanılması ve tüm paydaşların sürece katılması aracılığıyla.

 

Müstahsilden taraf gözükmek ve süslü tümceler kurmak...  Puan toplamak isteyen tarımdan sorumlu bir siyasetçinin olmazsa olmazları, hele de sancılı bir kemer sıkma sürecinden geçerken.

 

Gibi gözükebilir;  ancak Cioloş’un Eylem Planı arkası boş bir belge değil.  Kalite kontrolü açısından son derece ayrıntılı, hatta iddialı önerilere yer veriyor.  Zeytinyağı analiz yöntemlerinin sıkılaştırılması, etiketlemede yeni kurallar getirilmesi, hatta yeni bir zeytinyağı sınıfı oluşturulmasından söz ediliyor.  Önerilere ve sektörün tepkilerine önümüzdeki yazımızda yer vereceğiz.  Bu vesileyle AB’nin geçtiğimiz yıl kabul ettiği yeni pazarlama standartlarının da üzerinden geçmiş olacağız.

Yorumlar

Popüler Yayınlar