Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması Üzerine

2009 yılında Z&Z Akdeniz Kültürü Dergisi (3) 16'da yayımlanan bir yazım



Merhaba Zeytindostları!

Dergimizin geçen sayısında uzun zamandır ele almayı, biraz dert yanmayı istediğim bir konuya girdik:  Uluslararası Zeytin Konseyi, kısa adıyla UZK.  Girdik diyorum, zira UZK öyle bir yazıda derlenip toparlanacak bir konu değil.  Hele benim gibi lafı uzatmayı, yazıyı döndürüp dolaştırmayı seven birisi için.

Neden diye soracak olursanız, her şeyden önce hakkında çok konuşulmasına rağmen aslında pek bilinmeyen bir kurum UZK.  Yapısı nedir, görevleri nelerdir, gerçekten etkin midir;  bu konularda alt yapı eksiğimiz var.  İşin kötüsü bir çırpıda yanıtlanabilecek cinsten değil bu sorular.  En azından bir sektörel ihtisas dergisinde.

Öte yandan zeytinyağı camiası Türkiye’nin 1998 yılında ayrıldığı UZK üyeliğine geri dönmesi gerektiği konusunda bir karara varmış gözüküyor.  Belki oybirliğiyle değil, ama nitelikli çoğunlukla olduğu kesin.

Hal böyle olunca dergimizin okuyucularını biraz sıkmayı göze alıp UZK konusunu birkaç sayıya yayalım dedik.  İlk yazının konusu UZK’nın kökenleri ve uluslararası sistemde sahip olduğu yerdi.  Bu sayıda ise Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması’nı gözden geçireceğiz. 

Önce Biraz Hatırlatma

UZK’nın hukuksal ve kurumsal yapısına geçmeden önce kökenleri ve uluslararası sistemde sahip olduğu yer, yani geçen yazımızın konusu hakkında biraz hatırlatma yapmak yerinde olacak.  Ne de olsa iki ayda yayınlanan bir dergide yazıyoruz.

UZK’nın kökenleri İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanıyor.  Galip ülkeler savaş sonrasında yeni bir uluslararası ekonomik ve siyasal düzen oluşturmaya karar vermiş.  Böylelikle merkezinde Birleşmiş Milletler’in yer aldığı bir dizi hükümetlerarası örgüt ve anlaşma çıkıyor ortaya.

Uluslararası ticaretin düzenlenmesi de amaçlanıyor bu çerçevede.  1947-48 yıllarında Havana’da toplanan Birleşmiş Milletler Ticaret ve İstihdam Konferansı’nda Uluslararası Ticaret Örgütü için Havana Sözleşmesi başlıklı bir anlaşma imzalanıyor.  Ancak bilindiği üzere taa 1990’lı yıllara kadar bu alanda yetkin bir hükümetlerarası örgütün kurulması mümkün olmuyor.  Buna karşılık Havana Sözleşmesi’nde öngörülen amaçlardan bir diğeri, emtia piyasalarının kendilerine özgü sorunlarının çözülmesi amacıyla özel anlaşmalar akdedilmesi konusunda ilerleme sağlanıyor.

Söz konusu özel anlaşmalara uluslararası emtia anlaşmaları, bunlar aracılığıyla kurulan hükümetlerarası örgütlere de uluslararası emtia örgütleri deniliyor.  Sayıları 11’i bulan uluslararası emtia anlaşmaları Birleşmiş Milletler sistemi dahilinde Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (kısa adıyla UNCTAD) uhdesine düşüyor.  Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması, bu özel anlaşmalardan bir tanesi olmanın ötesinde sıvı ve katı yağlar sektöründeki yegane emtia düzenlemesi.

Geçmişteki Anlaşmalar

Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması 2005 tarihli.  Ancak zeytinyağına ilişkin emtia düzenlemelerinin mazisi bundan 50 yıl öncesine dayanıyor.  Yürürlükteki anlaşma bugüne kadar kabul edilen beşincisi.  Yani zeytinyağı anlaşmaları uluslararası sistemin oturmuş bir parçasını oluşturuyor.

İlk anlaşma 1955 yılında Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından Cenevre’de düzenlenen Uluslararası Zeytinyağı Konferansı sonucunda kabul edilmiş.  Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi ile Gıda ve Tarım Örgütü’nün (kısa adıyla FAO) bu yönde büyük çabaları var.  1956’da yürürlüğe giren Uluslararası Zeytinyağı Anlaşması 1958’de akdedilen bir Protokol ile değiştirilmiş ve 1959’da merkezi dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi olan İspanya’nın Madrid şehrinde bulunan UZK’nın kuruluşu gerçekleşmiş.
1956 Anlaşması Havana Sözleşmesi doğrultusunda formüle edilmiş bir düzenleme.  Temel amacı uluslararası ticaretin geliştirilmesi.  Bu doğrultuda zeytincilik sektöründe üretim, sanayileşme ve pazarlamaya yönelik ulusal politikaların koordine edilmesini ve ticaret akımlarının istikrara kavuşturulmasını hedefliyor.

1963 Anlaşması uluslararası zeytinyağı piyasasının daha istikrarlı hale getirilmesi ve hacminin büyütülmesine yönelik bazı yeni düzenlemelere yer veriyor.  1967 yılına kadar yürürlükte kalmış, bu tarihten 1979’a kadar uzatılmış.

Aynı yıl 1979 Anlaşması imzalanmış.  1980 yılında geçici, 1981’de kesin olarak yürürlüğe giren bu Anlaşma ile Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın 1970’li yıllarda geliştirdiği Emtialar Entegre Programı’na uyum sağlanmış.

1986 Anlaşması’nın getirdiği yenilikler ise eskiden arka planda kalan sofralık zeytinlere daha çok önem verilmesi, teknik işbirliği ve promosyon faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve oybirliğiyle karar alma mekanizmasının benimsenmesi.  Bu Anlaşma 1988 yılında kesin olarak yürürlüğe girmiş, 1993’te bir Protokol aracılığıyla değiştirilmiş ve uzatıla uzatıla 2005 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.

Yeni Anlaşmanın Nedeni ve Nasılı

Uluslararası zeytinyağı düzenlemelerinin bu kısa tarihçesi, mevcut anlaşmaların işleyişinden duyulan sıkıntıların ve zeytincilik sektöründe yaşanan gelişmelerin yeni anlaşmalar akdedilmesine yol açtığını göstermektedir.  2005 Anlaşması açısından da durum farklı olmamıştır.

Zeytin üretimi ile zeytinyağı teknolojisi, standartları ve ticareti alanlarında yaşanan gelişmeler karşısında 1986 Anlaşması eskimiştir.  Ayrıca zeytin üretimi desenlerinde gerçekleşen değişimler Konsey’e katılım paylarının ve dolayısıyla aidatların gözden geçirilmesine yönelik haklı talepler yaratmıştır.

Bunlara ilaveten 1990’lı yılların sonundan itibaren UZK’nın işleyişinde bazı sıkıntılar yaşanmıştır.  Türkiye’nin üyelikten ayrılması, Avrupa Birliği’nin Konsey’in promosyon faaliyetlerin yaptığı desteği çekmesi, kurumun derlediği istatistikler hakkında şüpheler uyanması, İcra Sekreterliği’nde usulsüzlük iddiaları derken kurumun etkinliği ciddi şekilde yıpranmış ve bir yeniden yapılanma şart hale gelmiştir.

Konsey 2003 yılında yeni bir anlaşma hazırlanmasına karar vermiş.  Bu amaçla oluşturulan çalışma grubunun hazırladığı taslak 2004 yılında ufak değişikliklerle kabul edilerek Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’na iletilmiştir.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı 25 ila 29 Nisan 2005 tarihleri arasında 1993’te Değiştirilen ve Uzatılan Haliyle 1986 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytinler Anlaşması’nın Yerini Alacak bir Anlaşma’nın Müzakere Edilmesi için Birleşmiş Milletler Konferansı’nı düzenlemiştir.  Konferansa Devlet olarak Arnavutluk, Cezayir, Almanya, Belçika, Mısır, İspanya, Rusya, Fransa, Yunanistan, Irak, İran, İtalya, Ürdün, Lüksemburg, Fas, Dominik Cumhuriyeti, Çek Cumhuriyeti, Tunus ve Türkiye;  uluslararası kuruluş olarak UZK, Avrupa Birliği (adına Komisyon ve Konsey) ve AKP Grubu katılmıştır.  Konferans sonucunda bazı değişikliklerle kabul edilen Anlaşma imza ve onaya açılarak kısa bir süre içerisinde yürürlüğe girmiştir.

2005 Anlaşmasının Getirdiği Yenilikler

Uluslararası anlaşmaları okumak ve yorumlamak pek keyifli bir iş değildir.  Anlaşma metinleri genelde fazla uzun olmamakla beraber ağırlıklı olarak prosedürel ve kurumsal hükümlerden oluşur.  Diplomasi ve uluslararası hukuk söyleminin ağır havası teknik düzenlemelere bile sızar.

2005 Anlaşması için de durum farklı değil elbet.  Bu nedenle Anlaşma’nın ayrıntılarına girmektense 1986 Anlaşması ile karşılaştırıldığında göze çarpan önemli değişiklikleri, yenilikleri ele almak daha anlamlı olacak.  Zaten dileyen herkes Anlaşma’nın metnine UZK’nın internet sitesinden ulaşabilir, baştan sona okuyabilir.

2005 Anlaşması’nın dikkat çeken ilk özelliği başlığı.  Daha önceki dört düzenlemede Uluslararası Zeytinyağı Anlaşması şeklinde olan başlık 2005’te Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması haline geliyor.  Bu durum sofralık zeytinin uluslararası ticarette artan öneminin bir sonucu.  Nitekim Anlaşma boyunca bu ürüne atıflar var.  Böylelikle UZK’nın sofralık zeytin konusunda bundan böyle daha etkin şekilde çalışması temin ediliyor.

Genel hedefler kısmına baktığımızda Anlaşma’nın temel amacının muhafaza edildiğini görüyoruz.  Fakat bu doğrultuda yapılacak, aşağıda ayrıca ele alacağımız üzere, faaliyetler arttırılmış durumda.  Çevrenin korunmasına daha güçlü bir vurgu yapıldığı da dikkati çekiyor.

Tanımlamalarda UZK’nın en üst seviyedeki karar alma organı olan Konsey’in adı Üyeler Konseyi olarak değiştirilmiş.  Böylelikle kurum ile biriminin birbirleriyle karıştırılmasının önü alınmış oluyor.  Uygulamada bir fayda getirmeyen “esas olarak üretici ülkeler” ve “esas olarak ithalatçı ülkeler” tanımlamaları Anlaşma’dan çıkartılmış.  Aynı şekilde zeytinyağı ve sofralık zeytin için sırasıyla her yılın 1 Kasım’ından izleyen yılın 31 Ekim’ine ve her yılın 1 Eylül’ünden izleyen yılın 31 Ağustos’una kadar olan süreleri kapsayan ürün yılı tanımlamaları da çıkartılmış, bunun yerine her yılın 1 Ekim’inden izleyen yılın 30 Eylül’üne kadar süren ortak bir “ürün yılı” tanımı getirilmiş.

Anlaşma’nın kurumsal düzenlemeler bölümünde en önemli yenilik, katılım paylarının hesaplanmasında kullanılan formüle ilişkin olanı.  UZK üyeleri kuruma zeytinyağı üretimleriyle orantılı olarak aidat ödüyor.  1986 Anlaşması üretim miktarlarının hesaplanması için 1981-84 dönemini baz almış, bu da yukarıda belirttiğimiz üzere yıllar içerisinde adaletsiz bir durumun oluşmasına yol açmıştır.  2005 Anlaşması sabit bir dönemin değil, son altı yıllık ortalamanın baz alınmasını hükme bağlamakta, böylelikle bu sorunu tamamen aşmaktadır.  Ayrıca sofralık zeytin üretiminin zeytinyağı cinsinden ifade edilmesi için kullanılan reversibilite katsayısı 0,2’den 0,16’ya çekilmiştir.

2005 Anlaşması’nın katılım paylarına ilişkin bu yeni düzenlemesi Türkiye’nin UZK’ya üyeliği açısından büyük önem taşımaktadır.  Zira ilgili makamların UZK’dan ayrılma kararına ilişkin gerekçelerinden bir tanesi aidatların fazla yüksek olmasıydı.  Yeni düzenleme bu sorunu aşmakta.  Öte yandan Türkiye’nin dünya sofralık zeytin üretimindeki ağırlığının daha fazla olduğu da akılda tutulmalı.

Kurumsal düzenlemelerde yapılan bir diğer önemli değişiklik karar alma mekanizmasını ilgilendirmektedir.  1986 Anlaşması kararların oybirliğiyle alınmasını hükme bağlamıştır.  Ancak bu yöntem bazen karar alınamamasına, Konsey’in işleyişinde sıkıntılar meydana gelmesine neden olmuştur.  Bu nedenle ilgili hükümler değiştirilmiş ve Üyeler Konseyi’nin dönem başkanı tarafından belirlenecek bir müddet boyunca bir oydaşmaya varmaya çalışması, bir oydaşma sağlanamazsa oylamaya gidilmesi hükme bağlanmıştır.  Oylamada Üyeler’in en azından % 50’sinin lehte oy verdiği bir karar, bu Üyeler’in katılım paylarının en azından % 82’sini karşılaması kaydıyla kabul edilecektir.  Bu kural Konsey’de karar almayı kolaylaştırmakla beraber katılım paylarının büyük çoğunluğunu elinde bulunduran Avrupa Topluluğu’nu gözetmektedir.

Mali düzenlemelerde UZK’nın borç alamayacağı ve yürüttüğü projeler çerçevesinde Üyeleri adına herhangi bir mali yükümlülük altına giremeyeceği özel olarak vurgulanmıştır.  Bu vurgu Konsey’de yaşanan usulsüzlüklerin bir yansımasıdır.

Ayrıca eskiden idari bütçe ve promosyon bütçesi şeklinde iki bütçesi bulunan Konsey’in artık bir de teknik işbirliği bütçesi olması hükme bağlanmıştır.  Konsey geçmişte teknik işbirliği çalışmalarına yeterli kaynak ayıramamış olduğundan bu amaçla özerk bir bütçe oluşturulmasının yerinde olacağı değerlendirilmiştir.

2005 Anlaşması’nda UZK’nın diğer hükümetlerarası örgütlerle ilişkileri de ele alınmakta ve uluslararası ilişkilerdeki yeni teamüller doğrultusunda daha sıkı bir işbirliği öngörülmektedir.  1986 Anlaşması’nda atıfta bulunulmayan ILO, WHO ve UNESCO gibi örgütlere yer verilmesi bunun göstergesidir.  Buna karşılık Emtialar Ortak Fonu’na eskiden olduğu gibi ayrı bir madde tahsis edilmemiştir.  Bunun muhtemel nedeni UZK’nın Emtialar Ortak Fonu’ndan istediği ölçüde faydalanamamasıdır.

Anlaşma zeytinyağı standartları konusunda yeni bir düzenlemeye gitmemiş, mevcut UZK standartlarını olduğu gibi kabul etmiştir.  Örgütün diğer faaliyet alanlarına ilişkin olarak da esaslı bir değişiklik söz konusu değildir.  Ancak faaliyetlerin yürütülmesinde özel sektörle istişareye ve sektörel oyuncular arasında diyalog kurulmasına daha büyük bir önem verilmektedir.

2005 Anlaşması 31 Aralık 2014’e kadar yürürlükte kalacaktır.  Üyeler Konseyi’nin Anlaşma’nın yürürlük süresini uzatma imkanı bulunmaktadır.

Türkiye Olarak Başarımız

Türkiye UZK üyesi olmadığından yeni anlaşmanın taslağını hazırlayan çalışma grubunda yer alamamış, Konsey’de konuyla ilgili görüşmelere katılamamıştır.  Ayrıca Konsey’e görüş ve tavsiyelerini de aktarmamıştır.

Buna karşılık Türkiye yukarıda belirttiğim üzere Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı tarafından Nisan 2005’te düzenlenen 1993’te Değiştirilen ve Uzatılan Haliyle 1986 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytinler Anlaşması’nın Yerini Alacak bir Anlaşma’nın Müzakere Edilmesi için Birleşmiş Milletler Konferansı’na katılmıştır.  Üstelik ülkemiz Konferans’a Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan beş kişilik bir heyet göndermiş, böylelikle dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi olan İspanya ile birlikte en kalabalık iki heyetten birini oluşturmuştur.

Konferans öncesinde o dönemde görevli bulunduğum TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği adına konuyla ilgili hazırladığım kapsamlı bir görüş sayesinde ben de Türk heyetinin çalışmalarına katkıda bulunma fırsatını yakaladım.  Görüşte taslak anlaşmaya ilişkin bir dizi öneri sunuyordum.  UZK’nın genel hedefleri arasında stoklama ve zeytin ağacının gen kaynaklarının korunmasına yer verilmesi bu öneriler arasındaydı.

Her iki husus da Türk heyeti tarafından benimsendi ve Konferans’ta değişiklik önerisi olarak sunuldu.  Yapılan uzun tartışmalar sonucunda diğer katılımcılar da bu önerileri benimseyerek Anlaşma’nın genel hedeflerin düzenlendiği birinci maddesine eklenmesini onayladılar.  Böylelikle 50 yıllık geçmiş olan UZK Türk heyetinin önerileri doğrultusunda iki yeni teknik işbirliği hedefine kavuşmuş oldu.  Tabi ben de meslek hayatımın en keyifli başarılarından birini yaşamış oldum.

Ne yazık ki Türkiye bu Konferans’a gösterdiği ilginin arkasını getiremedi.  Yeni Anlaşma ile birlikte UZK üyeliğine dönmedi.  Bu sürece daha yakından bakacağız.  Ancak öncelikle UZK’nın örgütsel yapısı ve faaliyetlerini incelememiz gerekiyor.  Bu da önümüzdeki yazının konusu.

Yorumlar

Popüler Yayınlar