Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması Üzerine
Merhaba
Zeytindostları!
Dergimizin geçen
sayısında uzun zamandır ele almayı, biraz dert yanmayı istediğim bir konuya
girdik: Uluslararası Zeytin Konseyi,
kısa adıyla UZK. Girdik diyorum, zira
UZK öyle bir yazıda derlenip toparlanacak bir konu değil. Hele benim gibi lafı uzatmayı, yazıyı
döndürüp dolaştırmayı seven birisi için.
Neden diye
soracak olursanız, her şeyden önce hakkında çok konuşulmasına rağmen aslında
pek bilinmeyen bir kurum UZK. Yapısı
nedir, görevleri nelerdir, gerçekten etkin midir; bu konularda alt yapı eksiğimiz var. İşin kötüsü bir çırpıda yanıtlanabilecek
cinsten değil bu sorular. En azından bir
sektörel ihtisas dergisinde.
Öte yandan
zeytinyağı camiası Türkiye’nin 1998 yılında ayrıldığı UZK üyeliğine geri
dönmesi gerektiği konusunda bir karara varmış gözüküyor. Belki oybirliğiyle değil, ama nitelikli
çoğunlukla olduğu kesin.
Hal böyle olunca
dergimizin okuyucularını biraz sıkmayı göze alıp UZK konusunu birkaç sayıya
yayalım dedik. İlk yazının konusu
UZK’nın kökenleri ve uluslararası sistemde sahip olduğu yerdi. Bu sayıda ise Uluslararası Zeytinyağı ve
Sofralık Zeytin Anlaşması’nı gözden geçireceğiz.
Önce Biraz Hatırlatma
UZK’nın hukuksal
ve kurumsal yapısına geçmeden önce kökenleri ve uluslararası sistemde sahip
olduğu yer, yani geçen yazımızın konusu hakkında biraz hatırlatma yapmak
yerinde olacak. Ne de olsa iki ayda
yayınlanan bir dergide yazıyoruz.
UZK’nın
kökenleri İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanıyor. Galip ülkeler savaş sonrasında yeni bir uluslararası ekonomik ve siyasal
düzen oluşturmaya karar vermiş.
Böylelikle merkezinde Birleşmiş Milletler’in yer aldığı bir dizi
hükümetlerarası örgüt ve anlaşma çıkıyor ortaya.
Uluslararası
ticaretin düzenlenmesi de amaçlanıyor bu çerçevede. 1947-48
yıllarında Havana’da toplanan Birleşmiş Milletler Ticaret ve İstihdam
Konferansı’nda Uluslararası Ticaret Örgütü için Havana Sözleşmesi başlıklı bir
anlaşma imzalanıyor. Ancak bilindiği
üzere taa 1990’lı yıllara kadar bu alanda yetkin bir hükümetlerarası
örgütün kurulması mümkün olmuyor. Buna karşılık
Havana Sözleşmesi’nde öngörülen amaçlardan bir diğeri, emtia piyasalarının
kendilerine özgü sorunlarının çözülmesi amacıyla özel anlaşmalar akdedilmesi
konusunda ilerleme sağlanıyor.
Söz konusu özel
anlaşmalara uluslararası emtia anlaşmaları, bunlar aracılığıyla kurulan
hükümetlerarası örgütlere de uluslararası emtia örgütleri deniliyor. Sayıları 11’i bulan uluslararası emtia
anlaşmaları Birleşmiş Milletler sistemi dahilinde Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (kısa adıyla UNCTAD)
uhdesine düşüyor. Uluslararası
Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması, bu özel anlaşmalardan bir tanesi
olmanın ötesinde sıvı ve katı yağlar sektöründeki
yegane emtia düzenlemesi.
Geçmişteki Anlaşmalar
Uluslararası
Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması 2005 tarihli. Ancak zeytinyağına ilişkin emtia
düzenlemelerinin mazisi bundan 50 yıl öncesine dayanıyor. Yürürlükteki anlaşma bugüne kadar kabul
edilen beşincisi. Yani zeytinyağı
anlaşmaları uluslararası sistemin oturmuş bir parçasını oluşturuyor.
İlk anlaşma 1955 yılında Birleşmiş Milletler Genel
Sekreterliği tarafından Cenevre’de düzenlenen Uluslararası Zeytinyağı
Konferansı sonucunda kabul edilmiş.
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi ile Gıda ve Tarım Örgütü’nün
(kısa adıyla FAO) bu yönde büyük çabaları var.
1956’da yürürlüğe giren Uluslararası Zeytinyağı Anlaşması 1958’de
akdedilen bir Protokol ile değiştirilmiş ve 1959’da merkezi dünyanın en büyük
zeytinyağı üreticisi olan İspanya’nın Madrid şehrinde bulunan UZK’nın kuruluşu
gerçekleşmiş.
1956 Anlaşması Havana Sözleşmesi
doğrultusunda formüle edilmiş bir düzenleme.
Temel amacı uluslararası ticaretin geliştirilmesi. Bu doğrultuda zeytincilik sektöründe üretim,
sanayileşme ve pazarlamaya yönelik ulusal politikaların koordine edilmesini ve
ticaret akımlarının istikrara kavuşturulmasını hedefliyor.
1963 Anlaşması uluslararası zeytinyağı
piyasasının daha istikrarlı hale getirilmesi ve hacminin büyütülmesine yönelik
bazı yeni düzenlemelere yer veriyor.
1967 yılına kadar yürürlükte kalmış, bu tarihten 1979’a kadar uzatılmış.
Aynı yıl 1979 Anlaşması imzalanmış. 1980 yılında geçici, 1981’de kesin olarak
yürürlüğe giren bu Anlaşma ile Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma
Konferansı’nın 1970’li yıllarda geliştirdiği Emtialar Entegre Programı’na uyum
sağlanmış.
1986 Anlaşması’nın getirdiği yenilikler ise
eskiden arka planda kalan sofralık zeytinlere daha çok önem verilmesi, teknik
işbirliği ve promosyon faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve oybirliğiyle karar
alma mekanizmasının benimsenmesi. Bu
Anlaşma 1988 yılında kesin olarak yürürlüğe girmiş, 1993’te bir Protokol
aracılığıyla değiştirilmiş ve uzatıla uzatıla 2005 yılına kadar yürürlükte
kalmıştır.
Yeni Anlaşmanın Nedeni ve Nasılı
Uluslararası zeytinyağı düzenlemelerinin bu
kısa tarihçesi, mevcut anlaşmaların işleyişinden duyulan sıkıntıların ve
zeytincilik sektöründe yaşanan gelişmelerin yeni anlaşmalar akdedilmesine yol
açtığını göstermektedir. 2005 Anlaşması
açısından da durum farklı olmamıştır.
Zeytin üretimi ile zeytinyağı teknolojisi,
standartları ve ticareti alanlarında yaşanan gelişmeler karşısında 1986
Anlaşması eskimiştir. Ayrıca zeytin
üretimi desenlerinde gerçekleşen değişimler Konsey’e katılım paylarının ve
dolayısıyla aidatların gözden geçirilmesine yönelik haklı talepler yaratmıştır.
Bunlara ilaveten 1990’lı yılların sonundan
itibaren UZK’nın işleyişinde bazı sıkıntılar yaşanmıştır. Türkiye’nin üyelikten ayrılması, Avrupa
Birliği’nin Konsey’in promosyon faaliyetlerin yaptığı desteği çekmesi, kurumun
derlediği istatistikler hakkında şüpheler uyanması, İcra Sekreterliği’nde
usulsüzlük iddiaları derken kurumun etkinliği ciddi şekilde yıpranmış ve bir
yeniden yapılanma şart hale gelmiştir.
Konsey 2003
yılında yeni bir anlaşma hazırlanmasına karar vermiş. Bu amaçla oluşturulan çalışma grubunun
hazırladığı taslak 2004 yılında ufak değişikliklerle kabul edilerek Birleşmiş
Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’na iletilmiştir.
Birleşmiş
Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı 25 ila 29 Nisan 2005 tarihleri
arasında 1993’te Değiştirilen ve Uzatılan Haliyle 1986 Uluslararası Zeytinyağı
ve Sofralık Zeytinler Anlaşması’nın Yerini Alacak bir Anlaşma’nın Müzakere
Edilmesi için Birleşmiş Milletler Konferansı’nı düzenlemiştir. Konferansa Devlet olarak Arnavutluk, Cezayir,
Almanya, Belçika, Mısır, İspanya, Rusya, Fransa, Yunanistan, Irak, İran,
İtalya, Ürdün, Lüksemburg, Fas, Dominik Cumhuriyeti, Çek Cumhuriyeti, Tunus ve
Türkiye; uluslararası kuruluş olarak
UZK, Avrupa Birliği (adına Komisyon ve Konsey) ve AKP Grubu katılmıştır. Konferans sonucunda bazı değişikliklerle
kabul edilen Anlaşma imza ve onaya açılarak kısa bir süre içerisinde yürürlüğe
girmiştir.
2005 Anlaşmasının Getirdiği Yenilikler
Uluslararası
anlaşmaları okumak ve yorumlamak pek keyifli bir iş değildir. Anlaşma metinleri genelde fazla uzun
olmamakla beraber ağırlıklı olarak
prosedürel ve kurumsal hükümlerden oluşur.
Diplomasi ve uluslararası hukuk söyleminin ağır havası teknik
düzenlemelere bile sızar.
2005 Anlaşması için de durum farklı değil
elbet. Bu nedenle Anlaşma’nın
ayrıntılarına girmektense 1986 Anlaşması ile karşılaştırıldığında göze çarpan
önemli değişiklikleri, yenilikleri ele almak daha anlamlı olacak. Zaten dileyen herkes Anlaşma’nın metnine
UZK’nın internet sitesinden ulaşabilir, baştan sona okuyabilir.
2005 Anlaşması’nın dikkat çeken ilk özelliği
başlığı. Daha önceki dört düzenlemede
Uluslararası Zeytinyağı Anlaşması şeklinde olan başlık 2005’te Uluslararası
Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması haline geliyor. Bu durum sofralık zeytinin uluslararası ticarette
artan öneminin bir sonucu. Nitekim
Anlaşma boyunca bu ürüne atıflar var.
Böylelikle UZK’nın sofralık zeytin konusunda bundan böyle daha etkin
şekilde çalışması temin ediliyor.
Genel hedefler
kısmına baktığımızda Anlaşma’nın temel amacının muhafaza edildiğini
görüyoruz. Fakat bu doğrultuda
yapılacak, aşağıda ayrıca ele alacağımız üzere, faaliyetler arttırılmış
durumda. Çevrenin korunmasına daha güçlü
bir vurgu yapıldığı da dikkati çekiyor.
Tanımlamalarda
UZK’nın en üst seviyedeki karar alma organı olan Konsey’in adı Üyeler Konseyi
olarak değiştirilmiş. Böylelikle kurum
ile biriminin birbirleriyle karıştırılmasının önü alınmış oluyor. Uygulamada bir fayda getirmeyen “esas olarak üretici ülkeler”
ve “esas olarak ithalatçı ülkeler” tanımlamaları Anlaşma’dan çıkartılmış. Aynı şekilde zeytinyağı ve sofralık zeytin
için sırasıyla her yılın 1 Kasım’ından izleyen yılın 31 Ekim’ine ve her yılın 1
Eylül’ünden izleyen yılın 31 Ağustos’una kadar olan süreleri kapsayan ürün yılı
tanımlamaları da çıkartılmış, bunun yerine her yılın 1 Ekim’inden izleyen yılın
30 Eylül’üne kadar süren ortak bir “ürün yılı” tanımı getirilmiş.
Anlaşma’nın
kurumsal düzenlemeler bölümünde en önemli yenilik, katılım paylarının
hesaplanmasında kullanılan formüle ilişkin olanı. UZK üyeleri kuruma zeytinyağı üretimleriyle
orantılı olarak aidat ödüyor. 1986
Anlaşması üretim miktarlarının hesaplanması için 1981-84 dönemini baz almış, bu
da yukarıda belirttiğimiz üzere yıllar içerisinde adaletsiz bir durumun
oluşmasına yol açmıştır. 2005 Anlaşması
sabit bir dönemin değil, son altı yıllık ortalamanın baz alınmasını hükme
bağlamakta, böylelikle bu sorunu tamamen aşmaktadır. Ayrıca sofralık zeytin üretiminin zeytinyağı
cinsinden ifade edilmesi için kullanılan reversibilite katsayısı 0,2’den
0,16’ya çekilmiştir.
2005
Anlaşması’nın katılım paylarına ilişkin bu yeni düzenlemesi Türkiye’nin UZK’ya
üyeliği açısından büyük önem taşımaktadır.
Zira ilgili makamların UZK’dan ayrılma kararına ilişkin gerekçelerinden
bir tanesi aidatların fazla yüksek olmasıydı.
Yeni düzenleme bu sorunu aşmakta.
Öte yandan Türkiye’nin dünya sofralık zeytin üretimindeki ağırlığının
daha fazla olduğu da akılda tutulmalı.
Kurumsal
düzenlemelerde yapılan bir diğer önemli değişiklik karar alma mekanizmasını
ilgilendirmektedir. 1986 Anlaşması
kararların oybirliğiyle alınmasını hükme bağlamıştır. Ancak bu yöntem bazen karar alınamamasına,
Konsey’in işleyişinde sıkıntılar meydana gelmesine neden olmuştur. Bu nedenle ilgili hükümler değiştirilmiş ve
Üyeler Konseyi’nin dönem başkanı tarafından belirlenecek bir müddet boyunca bir
oydaşmaya varmaya çalışması, bir oydaşma sağlanamazsa oylamaya gidilmesi hükme
bağlanmıştır. Oylamada Üyeler’in en
azından % 50’sinin lehte oy verdiği bir karar, bu Üyeler’in katılım paylarının
en azından % 82’sini karşılaması kaydıyla kabul edilecektir. Bu kural Konsey’de karar almayı
kolaylaştırmakla beraber katılım paylarının büyük çoğunluğunu elinde bulunduran
Avrupa Topluluğu’nu gözetmektedir.
Mali
düzenlemelerde UZK’nın borç alamayacağı ve yürüttüğü projeler çerçevesinde
Üyeleri adına herhangi bir mali yükümlülük altına giremeyeceği özel olarak
vurgulanmıştır. Bu vurgu Konsey’de
yaşanan usulsüzlüklerin bir yansımasıdır.
Ayrıca eskiden
idari bütçe ve promosyon bütçesi şeklinde iki bütçesi bulunan Konsey’in artık
bir de teknik işbirliği bütçesi olması hükme bağlanmıştır. Konsey geçmişte teknik işbirliği
çalışmalarına yeterli kaynak ayıramamış olduğundan bu amaçla özerk bir bütçe
oluşturulmasının yerinde olacağı değerlendirilmiştir.
2005
Anlaşması’nda UZK’nın diğer hükümetlerarası örgütlerle ilişkileri de ele
alınmakta ve uluslararası ilişkilerdeki yeni teamüller doğrultusunda daha sıkı
bir işbirliği öngörülmektedir. 1986
Anlaşması’nda atıfta bulunulmayan ILO, WHO ve UNESCO gibi örgütlere yer
verilmesi bunun göstergesidir. Buna
karşılık Emtialar Ortak Fonu’na eskiden olduğu gibi ayrı bir madde tahsis
edilmemiştir. Bunun muhtemel nedeni
UZK’nın Emtialar Ortak Fonu’ndan istediği ölçüde faydalanamamasıdır.
Anlaşma
zeytinyağı standartları konusunda yeni bir düzenlemeye gitmemiş, mevcut UZK
standartlarını olduğu gibi kabul etmiştir.
Örgütün diğer faaliyet alanlarına ilişkin olarak da esaslı bir
değişiklik söz konusu değildir. Ancak
faaliyetlerin yürütülmesinde özel sektörle istişareye ve sektörel oyuncular
arasında diyalog kurulmasına daha büyük bir önem verilmektedir.
2005 Anlaşması
31 Aralık 2014’e kadar yürürlükte kalacaktır.
Üyeler Konseyi’nin Anlaşma’nın yürürlük süresini uzatma imkanı
bulunmaktadır.
Türkiye Olarak Başarımız
Türkiye UZK
üyesi olmadığından yeni anlaşmanın taslağını hazırlayan çalışma grubunda yer
alamamış, Konsey’de konuyla ilgili görüşmelere katılamamıştır. Ayrıca Konsey’e görüş ve tavsiyelerini de
aktarmamıştır.
Buna karşılık
Türkiye yukarıda belirttiğim üzere Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma
Konferansı tarafından Nisan 2005’te düzenlenen 1993’te Değiştirilen ve Uzatılan
Haliyle 1986 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytinler Anlaşması’nın Yerini
Alacak bir Anlaşma’nın Müzakere Edilmesi için Birleşmiş Milletler Konferansı’na
katılmıştır. Üstelik ülkemiz Konferans’a
Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan beş kişilik bir heyet göndermiş, böylelikle
dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi olan İspanya ile birlikte en kalabalık
iki heyetten birini oluşturmuştur.
Konferans
öncesinde o dönemde görevli bulunduğum TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği adına
konuyla ilgili hazırladığım kapsamlı bir görüş sayesinde ben de Türk heyetinin
çalışmalarına katkıda bulunma fırsatını yakaladım. Görüşte taslak anlaşmaya ilişkin bir dizi
öneri sunuyordum. UZK’nın genel
hedefleri arasında stoklama ve zeytin ağacının gen kaynaklarının korunmasına
yer verilmesi bu öneriler arasındaydı.
Her iki husus da
Türk heyeti tarafından benimsendi ve Konferans’ta değişiklik önerisi olarak
sunuldu. Yapılan uzun tartışmalar
sonucunda diğer katılımcılar da bu önerileri benimseyerek Anlaşma’nın genel
hedeflerin düzenlendiği birinci maddesine eklenmesini onayladılar. Böylelikle 50 yıllık geçmiş olan UZK Türk
heyetinin önerileri doğrultusunda iki yeni teknik işbirliği hedefine kavuşmuş
oldu. Tabi ben de meslek hayatımın en
keyifli başarılarından birini yaşamış oldum.
Ne yazık ki
Türkiye bu Konferans’a gösterdiği ilginin arkasını getiremedi. Yeni Anlaşma ile birlikte UZK üyeliğine
dönmedi. Bu sürece daha yakından
bakacağız. Ancak öncelikle UZK’nın
örgütsel yapısı ve faaliyetlerini incelememiz gerekiyor. Bu da önümüzdeki yazının konusu.
Yorumlar
Yorum Gönder