UZK’ya Gerçekten Geri Döndük Mü?

2009 yılında Z&Z Akdeniz Kültürü Dergisi (3) 17'de yayımlanan bir yazım


Merhaba Zeytindostları!



Gündemimiz belli bu sayıda.  Yıllardır beklenen, önceleri zeytin ve zeytinyağı sektörümüzün belirli bir kısmının talebi iken sonradan sektörün ortak arzusu haline dönüşen;  ha oldu, ha olacak denilen gelişme en sonunda gerçekleşti.  Türkiye, Uluslararası Zeytin Konseyi’ne, kısa adıyla UZK’ya geri dönme kararı aldı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 1 Aralık 2009 tarihinde kabul ettiği 2005 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair 5929 sayılı Kanun 10 Aralık 2009 tarih ve 27428 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Aslına bakarsanız sektör bir süreden beri hazırlanıyordu bu gelişmeye.  Geçtiğimiz Mayıs ayında düzenlenen Vinolive 2009 fuarına UZK Dönem Başkanı Cemal El-Betş konuk olmuş ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyerek Türkiye’nin UZK’ya tekrar üye olması amacıyla yapılan görüşmelerin olumlu gittiği haberini vermişti.  Yeniden üyeliğin Kasım 2009’a kadar gerçekleşmesi hedefleniyordu.  Hatta ülkemizin 16 - 20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan UZK 97’nci Dönem Toplantısı’na üye sıfatıyla katılabileceği söyleniyordu.

Fena da olmazdı doğrusu.  97’nci Dönem Toplantısı, Konsey’in kuruluşunun ellinci yıl dönümüne denk geliyordu.  Türkiye’nin UZK’ya geri dönüşünü sembolik olarak taçlandırmak için iyi bir fırsattı.  Ancak olmadı.

Yeniden Üyelik Ne Alemde?

Nitekim telaffuz edilen Kasım 2009 tarihinin fazla iyimser olduğunu dergimizin 15’inci sayısında yayınlanan “Uluslararası Zeytinyağı Konseyi Nedir, Ne Değildir?” başlıklı yazımda dile getirmiştim.  Aslında bunu yazarken kanunun kabul edilmesi daha uzun bir süre gerektirir diye tahmin ediyordum.  Yine de yanılmış sayılmam.  Zira UZK’ya yeniden üyeliğimiz henüz gerçekleşmiş değil!

Başta belirttiğim üzere, daha sadece geri dönme kararı alınmış durumda.  Peki, sürecin geri kalanı nasıl işleyecek?

İsterseniz işi başından alalım.  1982 Anayasası ve ilgili mevzuat kapsamında uluslararası andlaşmalara ilişkin iç hukuk düzenlemeleri karmaşık, hatta tartışmalı bir konu.  İzlenecek usul, söz konusu olan uluslararası andlaşmaların nev’i, kapsamı ve niteliğine göre farklılık gösteriyor.  Bu arada hemen belirtelim ki uluslararası hukuk açısından “uluslararası andlaşma” terimi genel bir niteliğe sahip olup “anlaşma” olarak adlandırılan düzenlemeleri de kapsıyor.

Türk hukukunda esas olan, uluslararası andlaşmaları onaylama ya da uluslararası andlaşmalara katılımın TBMM tarafından bir kanun ile uygun bulunması.  Bu kaidenin uygulama andlaşmaları gibi istisnaları mevcut.  İstisnalar durumunda yetki Bakanlar Kurulu’nda.  2005 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması bu kapsama girmiyor.  Bu nedenle Anlaşma’ya katılım için bir kanun çıkartılmış durumda.

Nasıl Kabul Edildi Bu Kanun?

Yasama sürecine baktığımızda Bakanlar Kurulu’nun hazırlanan kanun tasarısını TBMM Başkanlığı’na sunmaya 8 Haziran 2009 tarihinde karar verdiğini ve tasarının TBMM’ye 6 Temmuz’da gönderildiğini görüyoruz.  TBMM Başkanlığı 4 Ağustos’ta tasarıyı esas komisyon olarak Dışişleri Komisyonu’na, tali komisyon olarak ise Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’na gönderiyor.  Dışişleri Komisyonu konuyla ilgili müspet yöndeki raporunu 30 Ekim’de kabul ederek Genel Kurul’un onayına sunulmak üzere Başkanlığa arz ediyor.

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’na gelince, konuyla ilgili söyleyecek bir sözleri olmasa gerek ki herhangi bir görüş vermemiş!  Tabi bu durumu Komisyon’un tali komisyon olması ve gündeminin yoğunluğuna bağlamak daha doğru olacak.  Ancak eminim ki zeytin ve zeytinyağı sektörümüz, UZK gibi kendisi açısından son derece önemli bir konuda Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yer alan milletvekillerimizin desteğini de hissetmeyi tercih ederdi.

Sonuç olarak, yazımızın başında aktardığımız üzere, TBMM tarafından 1 Aralık’ta kabul edilen Kanun 10 Aralık’ta yayınlanarak yürürlüğe girmiş durumda.  Bakanlar Kurulu ilgili kanun tasarısını TBMM Başkanlığı’na göndermeye 8 Haziran’da karar vermiş olduğuna göre yaklaşık beş ay içerisinde kanunlaşan bir tasarıdan bahsediyoruz.  Oldukça iyi bir süre sayılır bu.  İlgililere konuya verdikleri önemden dolayı teşekkür etmek gerekiyor.

Şimdi Dikkat

Kanun’un adı, 2005 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun.  Burada dikkat edilmesi gereken hususlar var.

Birincisi, söz konusu Anlaşma’nın kendisi zaten yürürlükte.  Tabi Türkiye’de değil, hali hazırda taraf olan diğer ülkelerde.  İşte bu nedenden dolayı Kanun’da onaylama değil, katılma ifadesi geçiyor.

İkincisi, 5929 sayılı Kanun ile katılma değil, katılmanın uygun bulunması hükme bağlanıyor.  Uygun bulan TBMM.  Peki, katılma kararını alacak olan kim?  Yanıt Bakanlar Kurulu.

Bakanlar Kurulu’nun Türkiye’nin 2005 Anlaşması’na katılması için bir kararname kabul etmesi gerekiyor.  Bu da Dışişleri Bakanlığı’nın 5929 sayılı Kanun’a istinaden hazırlayacağı bir yazıya bakıyor.  Dışişleri tarafından Başbakanlık Kanun ve Kararlar Genel Müdürlüğü’ne gönderilecek olan bu yazı üzerine bir kararname hazırlanarak Bakanlar Kurulu’nun imzasına açılacak.  Daha sonra Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından da imzalanacak olan kararname Resmi Gazete’de yayınlanacak.

Peki bu işler ne kadar sürer?  Kesin bir yanıt vermem elbet ki imkansız.  Ancak Dışişleri Bakanlığı gerekli yazıyı çoktan yazmıştır.  Ortada bir sorun olmadığı sürece bekletilecek cinsten bir işlem değil.  Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanlığı aşamaları için ise en azından birer ay daha vermek lazım.  Kısacası toplamda, Kanun’un yayınlanma tarihinden itibaren iki - üç aylık bir süreden bahsediyoruz.  Tabi herhangi bir sorun çıkmadığı, örneğin bir siyasal kriz nedeniyle işlerin gecikmediği varsayımı altında.

Daha Bitmedi!

Bakanlar Kurulu’nun Türkiye’nin 2005 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması’na katılımına karar vermesi konuyla ilgili iç işlemlerin tamamlanması anlamına geliyor.  Ama iş bununla bitmiyor!

Ortada uluslararası bir andlaşma olduğundan tamamlanması gereken uluslararası işlemler de var.  Bunlara ilişkin genel kuralları 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nde bulmak mümkün.  2005 Anlaşması’nda da bu konu ayrıntılı şekilde düzenliyor.

Anlaşma’nın 40/1’inci maddesinin ilk bendine göre “Herhangi bir Devlet bu Anlaşma’ya Uluslararası Zeytin Konseyi tarafından Üyeler Konseyi aracılığıyla tespit edilen ve katılım payı sayısı ve katılım belgelerinin tevdi edilmesi için bir müddeti içeren şartlar altında katılabilir.  Ancak Üyeler Konseyi katılım şartlarında belirlenen müddette katılmayı başaramayan Hükümetlere ek süreler verebilir.”

Aslında Anlaşma altında katılım paylarının, dolayısıyla üyelik aidatlarının son altı yıllık üretim ve ihracat rakamlarını baz alan nesnel bir formül aracılığıyla belirlenmesi bu konuyu büyük ölçüde kendiliğinden çözüyor.

Son yıllarda üye sayısını arttırmak için büyük uğraş gösteren (ve bu sayede 2008 yılında Irak’ı, 2009’da Arnavutluk’u üyeleri arasına katan) UZK kendi üzerine düşen görevin geri kalanını yerine getirmiş durumda.  Hem de çoktan.  Zira Türkiye UZK’ya geri dönmek için başvurusunu bundan yıllar önce yapmış, ancak bugüne kadar arkasını getirmeyi bir türlü başaramamıştı.

Dolayısıyla gerekli Bakanlar Kurulu Kararnamesi kabul edildikten sonra geriye sadece Türkiye’nin katılım belgesinin ilgili makama tevdi edilmesi kalacak.  Birleşmiş Milletler sistemi kapsamına giren andlaşmalarda bu makam genellikle Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği olur.  Ancak – daha önceki anlaşmalardan farklı olarak – 2005 Anlaşması’nın yediemini ve tevdi makamı olarak İspanya Hükümeti tayin edilmiş durumda.  Dışişleri Bakanlığımızın gerekli belgeyi İspanya Hükümeti’ne iletmesi ile UZK’ya geri dönüş sürecimiz hukuken tamamlanmış olacak.

İspanya Hükümeti, UZK ve Türk Hükümeti arasında yapılacak yazışmalarla üyeliğimiz fiili aşamaya geçecek.  Herhangi bir sorun çıkmadığı varsayımını sürdürürsek Türkiye’nin UZK 98’inci Dönem Toplantısı’na resmen Konsey üyesi olarak katılması mümkün gözüküyor.

Bu vesileyle biraz daha acele edilmiş olsaydı ülkemizin 97’nci Dönem Toplantısı’nda temsil edilebileceği yönündeki eleştirilerin yersiz olduğu da ortaya çıkıyor.  Görüldüğü üzere uluslararası ilişkiler alanında işler öyle bir çırpıda halledilecek cinsten değil.

* * *

Zeytinde Dünyaya Bakış başlığı altında UZK’yı incelemeye başladığımda dört yazıdan oluşan bir seri kaleme almayı planlıyordum.  Kanun beklediğimden erken çıkınca seri bozuldu.  Bakalım toparlayabilecek miyiz?  Önümüzdeki sayıda geçmişe dönüp UZK-Türkiye ilişkilerinin nasıl bugüne geldiğine bakıyoruz, UZK ne işe yarar sorusunun yanıtını ise son yazıya saklıyoruz.

Yorumlar

Popüler Yayınlar