Avrupa Birliği’nin Organoleptik ve Pazarlama Standartlarında Yıllardır Beklenen Değişiklik
2008 yılında Z&Z Akdeniz Kültürü Dergisi 2 (12)'de yayımlanan bir yazım
Merhaba
Zeytindostları!
Zeytinyağına,
özellikle natürel sızma zeytinyağlarına yönelik, satın alma gücü yüksek
tüketici kitlesi dikkate alındığında son yıllarda yükselme eğiliminde olan
talebin ardında farklı farklı, ancak iç içe geçmiş bir dizi etken yattığını
biliyoruz. Örneğin sağlıklı yaşam
isteği, mesela zeytinyağlı yemeklere duyulan beğeni. Ancak tüketicinin ortak bir özelliği de
var: kalite odaklı olması. Yani üründen yüksek bir kalite beklentisi
içinde ve bunun kalite primi olarak nitelendirilen karşılığını vermeye hazır
bulunması.
Dolayısıyla
piyasaya sürülen ürünlerin kalitesinin güvence altına alınması hem zeytinyağına
ilişkin bu olumlu algılamanın hem de tüketicinin korunması açısından
elzem. Aksi taktirde sektörün
derinleşmesi ve söz konusu kalite priminden en yüksek düzeyde faydalanması
mümkün olmayacağı gibi daha ekonomik ikame ürünler karşısında tüketici
kitlesinin genişletilmesi de tehlikeye girebilir.
Kalite ve Standartlar
Kalitenin temin
edilmesi, gıda güvenliği bağlamında Avrupa Birliği’nde kullanılan deyimle
“çiftlikten çatala”, bu sloganın Türkiye’de Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı
tarafından benimsenen haliyle “tarladan sofraya”, zeytinyağı sektöründe ise
“fidandan damağa” birçok önlem alınmasını gerektiren, kalite algısının öznel
boyutları nedeniyle pazarlama aşamasının üretim kadar önem taşıdığı karmaşık
bir süreç.
Bazılarına göre
kalitenin tek çıtası tüketicinin beğenisi.
Doğru, son sözü söyleyen her zaman ürünü uzanıp da rafdan alan, cebinden
çıkartıp parasını veren kimse. Ancak
kadir-i alim bir varlık değil tüketici.
Görmemesi, yanlış veya eksik bilmesi, yanıltılması her zaman mümkün. Üstelik çoğu durumda bunun farkına bile
varmaması olağan. Hatta yanlışı doğru
belleyip ürünlere hatalı değer biçmeye başlayanlar az değil. Aromatik bir natürel sızmayı “Kokusu keskin,
bozuktur bu.” diye beğenmeyen tüketiciler var!
Ekonomi biliminde
bilgi asimetrisi olarak adlandırılan bu olgu piyasaların sağlıklı işlev
görmemesinin temel nedenlerinden biri.
Biraz iktisatçı ağzıyla konuşmamızı mazur görürseniz zeytinyağlarının
hem itimat hem deneyim malı olma niteliği taşıması ve sinyal verme ile ayırt
etme mekanizmalarının - bilhassa hızlı tüketim mallarında - her zaman etkinlik
sağlayamaması nedenleriyle bilgi asimetrisi olgusunun sektörde kamusal
müdahaleyi gerekli kıldığını dile getirmek lazım. Kamunun piyasaya sürülen ürünlerin
tüketicinin beğenisine kalmadan belirli koşulları peşinen karşılamasını zorunlu
tutması gerekiyor. İşte bu nedenle işin
içine standartlar giriyor.
Avrupa Birliği’nde Üç Tarz-ı Standart
Dünyanın en
büyük zeytinyağı üreticisi ve tüketicisi ve aynı zamanda bütçesinden zeytinciliğin
desteklenmesine en çok kaynak ayıran kamu otoritesi Avrupa Birliği. Haliyle Brüksel zeytinyağında kalite
konusuyla da yakından ilgileniyor.
Avrupa Komisyonu tarafından 2000 yılında yayınlanan Zeytinyağı için Kalite Stratejisi başlıklı rapor ile Birlik’in
zeytincilik politikalarında nirengi noktasının üretim miktarından ürün
kalitesine kaydığını da söyleyebiliriz.
Ortak Tarım Politikası’nın eskinin mirasını sırtından atması, patika
bağımlılığından kurtulması söz konusu olmayabilir; ama kaliteli üretimin teşvik edilmesi ve
kaliteli ürünün hakkının verilmesine yönelik düzenleme, çalışma ve kaynakların
arttığı da bir gerçek.
Avrupa
Birliği’nin zeytinyağı standartlarını bu çerçevede üçe ayırmak mümkün: Fiziko-kimyasal standartlar, organoleptik (duyusal)
standartlar ve pazarlama standartları.
Resmi değil, analitik bir ayrım bu.
Yoksa zeytinyağı ve prina yağının nitelikleri ve ilgili analiz
yöntemlerine dair 11 Temmuz 1991 tarih ve (AET) 2568/91 sayılı Komisyon Tüzüğü
hem fiziko-kimyasal hem de organoleptik standartları içeriyor. Pazarlama standartları ise 13 Haziran 2002
tarih ve (AT) 1019/2002 sayılı Komisyon Tüzüğü’nde yer alıyor.
Dergimizin
Nisan-Mayıs 2007 tarihli dördüncü sayısında yayınlanan “AB’de Pazarlamanın da
Standardı Var” başlıklı yazımda incelenen söz konusu kurallar zeytinyağlarının
adlandırılması, ambalajlanması, etiketlenmesi ve sunumunu ilgilendiriyor. Avrupa Birliği’nin tanıdığı tüketici hakları
ile gıda maddelerinin etiketlenmesi, sunumu ve reklamına ilişkin genel ilke ve
kurallarını dikey olarak bütünleyici nitelikte olan zeytinyağı pazarlama
standartlarının öncelikli amacı piyasaya sunulan malların kalite niteliklerini
doğru yansıtması, sonra da bunların muhafaza edilebilmesi. Bu açıdan bakıldığında pazarlama standartları
zeytinyağında fiziko-kimyasal ve organoleptik standartlar aracılığıyla
belirlenen özgün kalitenin olduğu kadar tüketicinin zihninde kurguladığı
bağlantılı kalitenin de güvence altına alınmasında işlevsel.
Zeytinyağı Etiketlemesinde İsteğe Bağlı
İbareler
Avrupa
Birliği’nde piyasaya sürülen natürel zeytinyağlarının etiketlerinde yer alan
bilgi ve ibareler pazarlama standartlarında ikiye ayrılıyor: Yer verilmesi zorunlu olanlar ve isteğe bağlı
bulunanlar. Zorunlu bilgiler ürünün
kalite sınıfı ve buna ilişkin, tüketicinin bilgilendirilmesine yönelik kısa bir
açıklama. Esas olarak natürel sızma
zeytinyağları için kullanılabilen isteğe bağlı bilgi ve ibareler ise ürünün
menşei, “ilk soğuk presleme” ve “soğuk ekstraksiyon” tabirleri, yağın
organoleptik niteliklerine ilişkin ibareler ve asidite veya azami asidite
seviyesi.
İsteğe
bağlı bilgi ve ibarelerin kullanımı tüketicilerin yanıltılmaması veya yanlış
yönlendirilmemesi için bazı kurallara bağlanmış durumda. Örneğin tüketicinin asiditenin zeytinyağında
kalitenin tek göstergesi olduğunu zannederek yanlış yönlenmesinin engellenmesi
amacıyla asiditeye ancak peroksit değeri, vaks içeriği ve ultraviyole
(morötesi) absorpsiyon bilgileri ile birlikte yer verilebiliyor. Tüketicinin yanıltılmaması için alınan bir önlem
ise organoleptik niteliklere ilişkin ibarelere ancak bunların bir tadım paneli
tarafından onaylanmış olması durumunda yer verilebilmesi.
Organoleptik Değerlendirmede Yeni Dönem
Zeytinyağı için
pazarlama standartlarına dair 13 Haziran 2002 tarih ve (AT) 1019/2002 sayılı
Komisyon Tüzüğü ilk yayınlandığında organoleptik niteliklere ilişkin bahsi
geçen kuralın 1 Kasım 2003 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştü. Ancak Temmuz 2003’te yapılan bir değişiklikle
bu tarih 1 Kasım 2004’e ertelendi.
Değişikliğin gerekçesi olarak (AET) 2568/91 sayılı Komisyon Tüzüğü’nde
yer alan organoleptik değerlendirme yönteminin az sayıda niteliğe yer vermesi,
bu nedenle sektörün etiketlemede zorluk yaşaması gösteriliyordu. Buna göre natürel zeytinyağlarının tat, aroma
ve rengini zenginleştiren bazı organoleptik niteliklerinin nesnel bir şekilde
teyit edilmesi henüz mümkün olmadığı gibi Komisyon Tüzüğü’nde yer alan (16
olumsuz niteliğe karşı) üç olumlu nitelik de zeytin varyeteleri ve natürel
zeytinyağlarının tatlarının çeşitliliğini kapsamak için yetersiz
kalıyordu. Öte yandan Avrupa Birliği’nin
zeytincilikte referans olarak aldığı ve karar-alma sürecinde ağırlıklı rol
oynadığı Uluslararası Zeytinyağı Konseyi tarafından yeni organoleptik
değerlendirme yöntemlerine yönelik araştırma-geliştirme çalışmaları yürütülmekteydi
ve bu çalışmaların tamamlanmasını beklemek daha doğru olacaktı.
Söz konusu
bekleyiş öngörülenden uzun sürdü. Adı 1
Ocak 2006 itibariyle Uluslararası Zeytin Konseyi şeklinde değişen örgütün
çalışmalarında ilerleme kaydedilmesi pek kolay olmuyordu. Avrupa Birliği de (AT) 1019/2002 sayılı
Komisyon Tüzüğü’nde neredeyse her yıl değişiklik yaparak söz konusu kuralın
uygulanma tarihini ileriye atıyordu.
Söylemeye gerek bile yok, bu durum sektördeki birçok oyuncunun işine
geliyordu.
Daha doğrusu
gelmekteydi. Zira bu uzun bekleyiş kısa
bir süre önce, Uluslararası Zeytin Konseyi’nin hükümetlerarası karar-alma
organı Üyeler Konseyi 95’inci Dönem Toplantısı kapsamında 16 Kasım 2007
tarihinde “Natürel Zeytinyağının Organoleptik Değerlendirmesi için Revize
Yöntem” başlıklı DEC-21/95-V/2007 sayılı Kararı kabul etmesiyle sona erdi. Bu Karar Konsey’in konuyla ilgili tüm
standartlarını yeniliyordu.
Böylece top
tekrar Avrupa Birliği’ne geçmiş oldu.
Brüksel de 2 Temmuz 2008 tarihinde pazarlama, 4 Temmuz 2008’de
organoleptik standartlarında gerekli değişiklikleri yaptı. Yani bir nevi “UZK uyum yasaları”
çıkardı. Bu esnada organoleptik
niteliklere ilişkin ibarelerin etiketlerde isteğe bağlı olarak gösterilmesine
ilişkin kuralın yürürlüğe giriş tarihi son bir kez değiştirilerek 2008/2009 pazarlama
yılının başlangıcıyla örtüşecek şekilde 30 Kasım 2008’e alındı.
Dağ Fare mi Doğurdu?
Uluslararası
Zeytin Konseyi tarafından geliştirilen yeni organoleptik değerlendirme yöntemi
ile getirilen değişiklikler nedir diye soracak olursak Konsey’in 16 Kasım 2007
tarihli kararının, tadım panelistlerinin seçiminden test odalarının kurulmasına
kadar konuyla ilgili tüm standartları kapsamakla beraber, Avrupa Birliği’nin
pazarlama standartlarının yukarıda ifade bulan temel sorunsalını çözmek
konusunda fazla bir ilerleme kaydettiğini söylemenin mümkün olmadığı teslim
ederek gerekiyor.
Avrupa Birliği Mevzuatında Natürel
Zeytinyağı Organoleptik Nitelikleri
Nitelik Türü
|
Nitelik Adı
|
Olumlu
|
Meyvemsi • Acı
• Yakıcı
|
Olumsuz
|
Çürük/Çamurlu
Tortu • Küflü/Rutubetli • Şarapsı/Sirkemsi • Metalik • Ekşimiş • Yanık •
Samanımsı/Ağaç Tadı • Pürüzlü • Makina Yağı Tadı • Tarla Suyu Tadı • Salamura
• Esparto (Hasır Tadı Tadı) •
Topraklı • Tırtılcı • Salatalık Tadı • Islak Ağaç Tadı
|
Zeytinyağı ve
prina yağının nitelikleri ve ilgili analiz yöntemlerine dair (AET) 2568/91
sayılı Komisyon Tüzüğü’nün ilgili bölümünün eski ve yeni hallerini yan yana
koyduğumuzda ne olumlu ne de olumsuz organoleptik niteliklerin sayısında bir
artış yaşanmadığını görüyoruz. Ancak
yukarıdaki tabloda yer verdiğimiz bu niteliklerin adlandırma ve
tanımlamalarında bazı ufak tefek değişiklikler göze çarpıyor.
Organoleptik
niteliklerin sayısında bir artış sağlanamamakla birlikte etiketlemede olumlu
niteliklere eşlik edebilecek sıfatlardan oluşan bir terimdizgesi (terminoloji)
kabul edilmiş durumda. Aşağıdaki tabloda
yer verilen bu sıfatların kullanılması yine bir tadım panelinin onayına bağlı.
Avrupa Birliği Mevzuatında Natürel
Zeytinyağı
Organoleptik Niteliklerine İlişkin Sıfatlar
Sıfat
|
Kullanma Koşulu
|
Yoğun
|
Organoleptik
değerlendirme medyanı > 6
|
Orta
yoğunlukta
|
3 <
Organoleptik değerlendirme meydanı < 6
|
Hafif
|
Organoleptik
değerlendirme medyanı < 3
|
Dengeli
|
Acı ve/ya
yakıcı niteliklerin medyanının meyvemsilik medyanından 2 puan daha yüksek
olması
|
Yumuşak yağ
|
Acı ve yakıcı
niteliklerinin medyanı ≤ 2
|
Yeni yöntemin
konumuzla ilgili olarak getirdiği son değişiklik ise organoleptik
değerlendirmede kusur medyanının 2,5’tan 3,5’a çıkartılması.
Peki
Uluslararası Zeytin Konsey’in araştırma-geliştirme çalışmaları sonucunda dağ
fare doğurdu diyebilir miyiz? Hem evet
hem de hayır. Evet, çünkü Avrupa
Birliği’nin beklentileri tam olarak karşılanmış sayılmaz. Hayır, zira yeni olumlu nitelikler tespit
edilemese de mevcut nitelikler sıfatlarla pekiştirilmiş ve en sonunda
organoleptik niteliklere etiketlemede tüketicileri yanıltmayacak şekilde yer
verilmesinin önü açılmış durumda.
Bize Düşen...
Türkiye’de hali
hazırda zeytinyağı sektörüne ilişkin olarak Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları
yürütülmüyor. Ancak ele aldığımız
gelişmeler yine de iki açıdan önem taşıyor bizim için. Birincisi Zeytindostu Derneği’nin ulusal
tadım paneli oluşturulmasına yönelik çalışmaları açısından bir kaynak teşkil
etmesi. İkincisi ise 1998 yılında hatalı
bir kararla ayrıldığımız Uluslararası Zeytin Konseyi’nin faaliyetlerinin ne
kadar önemli olduğunu hatırlamamız için bir fırsat yaratması. Umarım iki açıdan da fayda sağlarız sektör
olarak.
Evren GÜLDOĞAN
Yorumlar
Yorum Gönder