AB’den Arz Sorununa Çözüm : Özel Stoklama Yardımı

2007 yılında Z&Z Akdeniz Kültürü Dergisi 1 (3)'te yayımlanan bir yazım


Merhaba Zeytindostları!

AB’deki zeytincilik düzenlemelerini incelediğimiz yazı dizimize geçen sayıda destekleme sistemini konu alarak başlamıştık.  Bu yazı bir uyarıyla sonu eriyor, 5488 sayılı Tarım Kanunu fark ödemelerinin, yani primlerin öncelikle arz açığı görülen sektörlere verilmesini öngördüğünden zeytincilik sektöründe yaşanan arz fazlası tartışmalarının pek yerinde olmadığına dikkati çekiyordu.  Nitekim klavyedeki son vuruştan kısa bir süre sonra açıklanan 11 Ykr/kg. tutarındaki 2006/07 sezonu primi sektörde büyük hayal kırıklığı yarattı.  E, peki diyeceksiniz arz fazlası sorununu hiç mi tartışmayalım?  Tam tersine!  Fidan satışları ve yeni zeytinlik yatırımlarında görülen eğilimler pazarlama darboğazlarıyla birlikte ele alındığında gerçek sorunun orta ila uzun vadede ortaya çıkacağı anlaşılıyor.  Dolayısıyla arz konusu ciddiye alınmalı, olası önlemler şimdiden masaya yatırılmalı.  İşte bu çerçevede AB’deki stoklama düzenlemelerine mutlaka göz atılması gerekiyor.  Tabi öncelikle stoklamaya neden ihtiyaç olduğunun anlaşılması kaydıyla.

Tarımsal piyasalarda stoklamanın önemi

Çağdaş ekonomilerde stoklama üretimden tüketime uzanan zincirin imalat, dağıtım ve pazarlama gibi yerleşmiş ayaklarından birisini oluşturur.  Teşebbüsler pazarlama ve üretim fonksiyonlarını dikkate alarak stok yönetimi yapar, bu amaçla karmaşık yazılımlar kullanır ve uzmanlaşmış personel bulundurur.  İmalat sektörü dışına çıkılıp emtia piyasaları, özellikle de tarımsal ürün piyasaları göz önüne alındığında stoklamanın önemi artmaktadır.  Neden mi?  Tarımsal piyasalarda esnek üretim veya hassas bir üretim planlaması mümkün değildir zira.  Bunun temel nedeni hava koşullarındaki değişimlerin rekolte üzerinde büyük etkisi olmasıdır.  Üretim hacmi ve ürün fiyatları yıldan yıla ve mevsimden mevsime dalgalanmakta, hem tarımsal ürünleri gıda veya ham madde olarak kullanan tüketiciler hem de sabit bir gelire kavuşamayan, hatta bazı yıllarda zarar eden üreticiler açısından sakınca yaratmaktadır.  Bu durum biyolojik yapıları nedeniyle verimliliklerinde alternans görülen, yani rekolteleri hava koşullarından ve girdilerden bağımsız olarak bir yıl daha çok, izleyen yıl daha az gerçekleşen bitkilerde, örneğin zeytin ağacında daha belirgindir.

Ekonomistlerin piyasa başarısızlığı olarak nitelendireceği bu koşullar altında tarımsal piyasalarda tedarik ve fiyat istikrarı sağlanması için önlemler alınması gerekmektedir.  Söz konusu önlemlerden bir tanesi stoklamadır.  Yıldan yıla görülen dalgalanmaların önünün tampon stok uygulamasıyla kesilmesi mümkündür.  Bu uygulamanın esası piyasaya arzu edilen dengeyi sağlayacak kadar ürün sürülmesi, arzın fazlasının stoka çekilip ihtiyaç duyuldukça serbest bırakılmasıdır.  Stoklama uygulaması ayrıca tarımsal risklerin ABD’de olduğu gibi vadeli işlem piyasaları aracılığıyla yönetilmesini de mümkün kılmaktadır.

Özellikle alternansı kuvvetli ürünler için etkin bir araç olan tampon stok uygulaması sadece hükümet tarafından değil, piyasa oyuncuları tarafından da gerçekleştirilebilir.  Örneğin tarımsal kooperatifler ortaklarının kazancını arttırmak amacıyla stoklama yapabilir.  Hatta gelişmiş ülkelerin tarım sektöründe görülen büyük çiftlikler kendi adlarına stok oluşturabilmektedir.  Ancak bu amaçla sektörel düzeyde – örneğin bir derneğin koordinasyonu aracılığıyla – önlem alınması rekabet hukukuna aykırılık yaratacağından mümkün olmayıp özel kanuni düzenleme gerektirmektedir.

Stoklama uygulamasının ciddi mali kaynaklar ve belirli bir teknik kapasitenin oluşturulmasını gerektirmesi, stoka çekilen ürünlerin piyasaya sürülenlere göre daha düşük kaliteye sahip olması, ard arda birkaç yıl arz fazlası yaşanabilmesi ve piyasa dengesinin gerçekte saptanmasının pek mümkün olmaması gibi bir takım sorunları da bulunmaktadır.  Dolayısıyla stoklamaya tarımın sorunlarını çözecek sihirli bir değnek değil, tamir takımının olmazsa olmaz bir parçası olarak bakılması daha uygundur.

AB’de Zeytinciliğe Yönelik Stoklama Düzenlemeleri

AB’nin Ortak Tarım Politikası kapsamında çiftçiler eskiden üretim yardımları aracılığıyla desteklenmekteydi.  Verilen yardımlar piyasalarda arz-talep dengesini bozarak büyük arz fazlalarının ortaya çıkmasına neden oluyordu.  Bu durum karşısında fiyatların çökmesinin engellenmesi ve fazlanın eritilmesi için yüksek gümrük vergileri ile ihracat sübvansiyonlarının yanı sıra müdahale alımları da yapılmakta, ürünler kamusal stoklara çekilmekteydi.  1980’li yıllarda kamusal stoklama sistemi “tereyağı dağları ve süt gölleri” yaratması nedeniyle ciddi eleştirilere konu olmaya başlamıştı.  Hatırlanacağı üzere aynı dönemde ülkemizde de tütün balyaları sigara üretimi yerine, atmosferi ısıtmakta kullanılıyordu.

Zeytincilik sektöründe – alternans sağolsun – durum hayvancılık veya hububatta olduğu gibi AB bütçesini zora sokacak kadar kötü değilse de, yine de pek parlak sayılmazdı.  Üretim yaptıkça prim alan zeytinciler kaliteye gerekli özeni göstermiyor, asiditesi yüksek yağları piyasadan çekmek Brüksel’e düşüyordu.  Tabi üretim yardımlarının yarattığı sorun devamlı olduğundan bu malların sonradan elden çıkartılması pek mümkün olmuyor, amortismanla defterden düşülerek veya tankların dibinde biriken tortuların hayrına sabun imalathanelerine satılarak yeni yağlara yer açılıyordu.  Brüksel’in geliştirdiği bir başka çözüm de kamusal stoklardaki ürünlerin yoksullara ücretsiz olarak dağıtılmasıydı.

Sonuç olarak 1998 yılında yapılan kapsamlı bir zeytincilik reformu ile sektörde üretimi kısıtlamak için bazı önlemler alınmış ve müdahale alımları kaldırılmıştır.  Buna karşılık zeytincileri yaşanabilecek fiyat dalgalanmalardan korumak amacıyla bir emniyet sübabı olarak özel stoklama yardımı gündeme getirilmiştir.  Bu sistem 2004 yılında zeytincilik sektöründe üretim yardımlarından doğrudan desteklemeye geçilmesinin karara bağlanması sonrasında da aynen muhafaza edilmiştir.

Özel stoklama yardımı ya AB’nin belirli bir bölgesinde zeytinyağı piyasasında stoklama aracılığıyla giderilebilecek bir rahatsızlık baş göstermesi ya da fiyatların aşağıdaki tabloda gösterilen eşiklerin altına düşmesi durumunda devreye girmektedir.

Zeytinyağı Türü
Asgari Fiyat (EUR/ton)
natürel sızma zeytinyağı
(azami 0,8° asit)
1.779
natürel birinci zeytinyağı
(0,8 ila 2° asit)
1.710
natürel lampant zeytinyağı
(2° asitten yüksek)
1.524*
* Her ilave asidite derecesi için 36,70 EUR azaltılır.

Sistem zeytinyağı pazarlayan teşebbüslerin ellerinde bulunan malları piyasaya sürmek yerine stokta tutması karşılığında yardım alması esasına dayanmaktadır.  Yardımın tutarı ihale usulü aracılığıyla saptanmaktadır.  Yani Üye Devletler belirli bir miktarda zeytinyağının belirli bir süre stoklanması için teklif çağrısında bulunmakta, yapılan başvurular arasından en düşük tutarı talep edene özel stoklama yardımı sağlamaktadır.  Teklif çağrılarına Üye Devletler tarafından onaylanmış olan kurumlar yanıt verebilmektedir.  Bu çerçevede üretici örgütleri ve birliklerine öncelik verilmekle beraber belirli büyüklükteki sıkımhaneler ve ambalajlama teşebbüsleri de elverişli sayılmaktadır.  Onaylanan kurumların gerekli stoklama kapasitesine sahip olması, stok kayıtları tutması ve denetimlerden geçmesi gerekmektedir.

AB’de zeytinyağı fiyatlarının yüksek seyretmesi 1998 yılından bu yana sadece bir kez özel stoklama yardımı verilmesini gerekli kılmıştır.  2001 yılında İspanya ve Yunanistan’da toplam 100.000 ton yağ stoka çekilmiştir.  Düzenlenen ihaleler sonucunda yardımın tutarı günlük 1,22 EUR/ton olarak saptanmıştır (Ülkemizde zaman zaman AB’nin bu tutarda bir stoklama yardımını hep verdiği ifade edilmekte olup bu tamamen yanlıştır.).

Türkiye’de Durum

Türkiye dünyanın belli başlı zeytin üreticileri arasında alternansın en sert görüldüğü ülkedir.  Tarımsal desteklemelerin düzensizliği ve kooperatif alımlarının verdiği tehlike sinyalleri ile yazımızın başında değindiğimiz eğilimler ülkemiz zeytinciliğini pek istikrarlı günlerin beklemediğine işaret etmektedir.  Buna karşılık Türkiye’de zeytinyağı için yeterli stoklama kapasitesi bulunmaktadır.  Sadece Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nin tesislerinin ülkemizin bir yıllık tüketim hacmi kadar stoklama yapabilecek büyüklükte olduğu ifade edilmektedir.

İhtiyaç ve alt yapı olduğuna göre işin gerisi gerekli mevzuata kalmaktadır.  5300 sayılı Lisanslı Depoculuk Kanunu daha ziyade hububat ve pamuğa yönelik olarak hazırlanmış, katı kurallar içeren bir düzenleme olduğundan zeytincilik sektörü için, AB’ye uyum süreci de dikkate alınarak yeni bir mevzuat geliştirilmesi gerekmektedir.  5488 sayılı Tarım Kanunu’nun destekleme araçlarına ilişkin 19’uncu maddesinde – benim de çabalarımla – diğer destekleme önlemleri arasında özel depolama yardımına yer verilmesi bu amaçla gerekli yasal dayanağı sağlamıştır.  Yani Türkiye’de ihtiyaç duyulduğunda özel stoklama yardımı verilmesi için bir Bakanlar Kurulu Kararı alınıp uygulama tebliği hazırlanması yeterli olacaktır.  Ancak bu düzenlemelerin yumurta kapıya dayandığında değil, mümkün olan en kısa sürede çıkartılması stoklama önleminin zamanında ve etkin şekilde uygulanması, sektörün önünü görebilmesi ve risk algılamalarının baştan kontrol altına alınması açısından elzemdir.  Fiyat eşiklerinin ülkemizdeki piyasa koşullarına göre ayarlanması gerektiği de unutulmamalıdır.  Özel stoklama yardımı düzenlemesinin hayata geçirilmesi uzun dönemde Türk zeytinciliğinin geleceğini garanti altına almak için atılması gereken adımların başında gelmektedir.

Evren GÜLDOĞAN

Yorumlar

Popüler Yayınlar