AB’nin Zeytinyağı Kotası, Türkiye’nin Baş Ağrısı (I)
2007 yılında Z&Z Akdeniz Kültürü Dergisi 1 (6)'da yayımlanan bir yazım
Zeytinyağı
tüketicisi bilinçli bir kitledir: Üründe
belirli bir kaliteyi arar ve bunun karşılığı olan fiyat farkını, yani kalite
primini ödemekten çekinmez. Dolayısıyla
ürünü bu bilinçli tüketicilerin gözünde diğer sıvı ve katı yağlardan ayıran,
onlardan üstün kılan niteliklerinin korunması için pazarlama standartları
getirilmesi gereklidir. Bu niteliklerin
farkında olmayan tüketicilere yönelik olarak ise bilgilendirme ve promosyon
önlemleri içeren tanıtım programlarının hayata geçirilmesi lazım gelir. Tanıtım programları zeytinyağının iç piyasada
ikame ürünler, hedef pazarlarda ise üçüncü ülkelerin menşesini taşıyan mallar
karşısında talep ve tercih edilmesini sağlamayı hedefler. Böylelikle sektörün gelişmesinin önü açılır.
Merhaba
Zeytindostları!
Son yıllarda
sorunlarına çözüm bulmak için heyecanlı bir arayış içerisinde olduğu gözden
kaçmayan Türk zeytinyağı sektörü tanıtım konusunda da olumlu adımlar atmış durumda. Bir yandan iç piyasada tüketimi ikiye katlama
hedefiyle Zeytindostu Tırı yola koyulmaya hazırlanıyor, öte yandan dış
piyasalara ağırlık verecek olan Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu, Ege Zeytin
ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği çatısı altında faaliyete geçiyor.
Buraya kadar her
şey güzel. Ancak siz istediğiniz kadar
tanıtım yapın, hedef pazarınız Avrupa Birliği (AB) oldu mu işiniz zor. Neden mi?
Ortak Gümrük Tarifesi’nin aşağıdaki tabloda sunduğumuz ilgili kısmına
baktığınızda karşınıza yüksek mi yüksek, bazı yıllarda neredeyse mal bedeline
denk gümrük resimleri çıkıyor zira. Bu
yüzden İspanya’da hava koşulları kötü gitmediği sürece Türkiye’nin Avrupa
piyasasında büyük bir ihracat hacmine ulaşması mümkün gözükmüyor. AB’yi boşverelim, demek de mümkün değil. Evet, eski adıyla Uluslararası Zeytinyağı
Konseyi, yenisiyle Uluslararası Zeytin Konseyi’nin promosyon kampanyaları zeytinyağı
üreticisi olmayan üçüncü ülkeleri hedefliyor, son yıllarda da özellikle Çin
Halk Cumhuriyeti ve Tayvan gibi yükselen piyasalara odaklanıyor olabilir. Ancak son sezonların ortalamasını almak
gerekirse dünya zeytinyağı üretimin % 80’i, tüketimin % 70’i, ihracatının %
60’ı ve ithalatının % 25’i hala AB tarafından gerçekleştiriliyor. Anlaşılacağı üzere çoğu zaman üçüncü ülkelere
ulaşmanın yolu da AB’den geçiyor. Dolayısıyla
Türk zeytinyağı ihracatçısının Avrupa piyasasından vazgeçmesi mümkün
değil. Peki, AB’ye ihracatımızı nasıl
arttıracağız o halde, diye sorulduğunda ise akla ilk kota meselesi geliyor.
AB Zeytinyağı Gümrük Resimleri
Kombine nomenklatür kodu
|
Tanımlama
|
Konvansiyonel
gümrük resmi oranı (%)
|
Bölüm 15 − Hayvani veya Nebati Sıvı ve Katı Yağlar ve Bunlardan Elde Edilen
Ürünler; Hazırlanmış Yenilebilir Katı Yağlar;
Hayvani Veya Nebati Vakslar
|
||
1509
|
Zeytinyağı ve
fraksiyonları, rafine edilmiş veya değil, ama kimyasal olarak modifiye
edilmemiş
|
|
1509 10
|
- Natürel:
|
|
1509 10 10
|
- - Natürel lampant zeytinyağı
|
122.6 €/
|
1509 10 90
|
- - Diğer
|
124.5 €/
|
1509 90 00
|
- Diğer:
|
134.6 €/
|
1510 00 10
|
Rafine edilmiş
veya değil, ama kimyasal olarak modifiye edilmemiş, sadece zeytinlerden elde
edilen, bu yağlar veya fraksiyonları ile 1509 başlıklı yağlar veya
fraksiyonlarının paçalları dahil, diğer yağlar ve fraksiyonları:
|
|
1510 00 10
|
- Ham yağlar
|
110.2 €/
|
1510 00 90
|
- Diğer
|
160.3 €/
|
Kaynak: Ortak Gümrük Tarifesi
Nedir şu kota dediğimiz?
Sektör
geçtiğimiz aylarda kota meselesini bol bol konuştu, gazetelerde manşetler
atıldı, hatta konuyla ilgili tartışmalar vatanseverlik sorgulamalarına kadar
vardı. Ancak bu arada kota kavramını
açıklama gereği nedense duyulmadı. Biz
laf kalabalığına gireceğimize işin esasını koyalım ortaya.
Gümrükler
tarihin ilk dönemlerinden beri önemli bir gelir kaynağı olarak görülmüş
hükümdarlar tarafından. İthal ve ihraç edilen
mallardan gümrük resmi veya tarife adı verilen vergiler toplanarak devlet
hazinesi doldurulmuş. Ekonomi düşüncesinin
ilerlemesi, uluslararası ticaret hacminin artması, siyasal iletişimin
gelişmesi, demokratikleşme gibi nedenlerle zamanla gümrüklere bakış
değişmiş. İhracat vergilendirilecek
değil, teşvik edilecek bir faaliyet olarak görülür olmuş. Tarifelerin amacı – en azından geniş bir
vergi tabanları olan gelişmiş ülkeler için – gelir toplamaktan ziyade hassas
sektörlerde yerli üretimi korumak haline gelmiş. Dolayısıyla hem oy deposu olan hem de rekabet
ve uyum gücü sınırlı bulunan tarım kesimi gelişmiş ülkeler tarafından en sıkı
şekilde korunan sektör haline gelmiş.
Günümüzde genel eğilim serbestleşme yönünde olsa da bu durum devam
ediyor.
Bu arada dış
ticaret politikası araçları da çeşitlenmiş ve kotalar gelmiş gündeme. Kota bir
malın bir ülkeye belirli bir dönem boyunca ithal edilebilecek olan
toplam miktarının kısıtlanması anlamına geliyor. Genelde yıllık olarak saptanan kotaların ilke
olarak hem ihracata hem de ithalata yönelik olması mümkün. Ancak istisnai durumlar haricinde ihracat
kotaları görülmüyor artık. Bütün
ülkelere ilişkin tek bir kota konulabileceği gibi belirli ülkeler veya ticaret
bloklarına özgü kotalar da oluşturulabilir.
İkinci durumda kotalar ticaret preferansı, bir başka deyişle tavizi olarak
kullanılıyor. Preferansların ardında
müttefik ülkeleri desteklemek, az gelişmiş ülkelerin kalkınmasına katkıda
bulunmak, karşılığında bir başka preferans almak gibi muhtelif nedenler
yatabilir. Kotalarla ilgili son bir
ayrım ise mutlak ve tarife-kotalar arasında.
Mutlak kotalar sadece ithal edilebilecek miktarı ortaya koyarken,
tarife-kotalar bu ithalatın indirilmiş tarife oranları üzerinden
gerçekleştirilmesi öngörüyor. Günümüzde
kotaların büyük kısmı tarife-kotası ve çoğu durumda tarifenin tamamen kaldırılmasını
hükme bağlıyor.
AB’nin Zeytinyağında Preferansı Arap
Ülkeleri
Kota nedir
açıkladık. Gelelim AB’nin zeytinyağıyla
ilgili dış ticaret rejimine. Aslında bu
konuda özel sayılabilecek bir mevzuatı yok Topluluk’un. Zeytinyağı ithalatı bir ithalat lisansı
alınmasına tabi kılınmış. Ortak Gümrük
Tarifesi’nde yer alan gümrük resimleri AB’ye yeterli zeytinyağı arzını temin
etmek için gerekli olması durumunda (ki hali hazırda bunun ihtimali yok denecek
kadar az) Avrupa Komisyonu tarafından askıya alınacak, diğer konularda Dünya
Ticaret Örgütü kuralları geçerli olacak.
Dolayısıyla tarife-kotaları zeytinyağı dış ticaret rejiminin en önemli
unsurunu oluşturuyor.
Akdeniz
havzasında barış, demokrasi ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmeyi, bu amaçla
taraflar arasında muhtelif konularda işbirliği sağlamayı öngören ve Barselona
Süreci olarak da adlandırılan Avrupa-Akdeniz Ortaklığı, Brüksel’in dağıttığı
zeytinyağı preferanslarının altyapısını oluşturuyor. Bu çerçevede akdedilen ikili anlaşmalarla
Cezayir, Fas, Filistin, Lübnan, Tunus ve Ürdün’e gümrük resminden tamamen muaf tarife-kotalar
verilmiş durumda, biraz basitleştirerek aşağıdaki tabloda gösteriyoruz bunları. Tunus’a verilen devasa kota Avrupa
piyasasında istikrarsızlık yaratılmasını engellemek için ayrıca aylık azami
miktarlara bölünmüş: Ocak ve Şubat için
1.000, Mart için 4.000, Nisan için 8.000 ve Mayıs ila Eylül için 10.000 ton. Ürdün’ün 2006 yılında hak kazandığı tarife-kotası
adım adım artarak 2010’da 12.000 ton seviyesine ulaşacak. AB ayrıca Suriye ile müzakerelerini
tamamladığı, ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’ya ilişkin tutumu
nedeniyle imzalanması ve yürürlüğe girmesini belirsiz bir süre için askıya
aldığı bir anlaşma aracılığıyla bu ülkeye de bir zeytinyağı kotası vermiş, hem de
önemli bir miktarda.
AB Zeytinyağı Tarife-Kotaları
(ton)
Cezayir
|
Fas
|
Filistin
|
Lübnan
|
Tunus
|
Ürdün
|
|
1510
|
1.000
|
3.920
|
1.000
|
2010’da
12.000
olacak.
|
||
150910
|
3.000
|
57.000
|
||||
150990
|
Kaynak: (AT) 747/2001 sayılı Konsey Tüzüğü
Türkiye
Barselona Süreci’ne katılmakla beraber AB ile olan ilişkileri farklı bir
altyapıya sahip. 1963 tarihli Avrupa
Ekonomik Topluluğu ve Türkiye arasında bir Ortaklık tesis eden Anlaşma, yani
Ankara Anlaşması AB’nin birinci nesil ortaklık anlaşmalarından olup taraflar arasında
bir gümrük birliği tesis edilmesini sağlamış.
Türkiye ayrıca AB’ye aday bir ülke.
Bunlara karşın AB’nin Türkiye’ye tanıdığı, aşağıdaki tabloda gösterilen
zeytinyağı preferansları sadece sembolik değere sahip. Görüldüğü üzere Brüksel Türkiye’ye, ithal
edilen malın miktarı üzerinden alınan tarifeler olan spesifik gümrük
resimlerinde % 5 ila 10’luk bir kesinti uyguluyor, bir de 1509 10 90 kodlu diğer
natürel zeytinyağlarında malın bedeli üzerinden alınan ad valorem gümrük resminde sadece 100 tonluk bir tarife-kotası için
% 7,5’luk bir indirime gidiyor. Belki
tek başlarına değerli olabilecek bu preferanslar, diğer ülkelere verilen
tarife-kotalar karşısında komik kalıyor.
AB’nin Türkiye’ye Yönelik Zeytinyağı
Preferansları
Kombine nomenklatür kodu
|
OGT ad valorem gümrük resmi
|
Spesifik
gümrük resmi
|
|||
Gümrük
resmi indirimi (%)
|
Tarife
kotası (ton cinsinden net ağırlık)
|
Kota
dahili gümrük resmi (EUR/t)
|
Tarife
kotası (ton cinsinden net ağırlık)
|
Kota
fazlası gümrük resmi (EUR/t)
|
|
1509 10 10
|
% 10 kesinti
|
|
|||
1509 10 90
|
% 7,5 ad
valorem
|
100
|
0
|
100
|
|
% 10 kesinti
|
|
||||
1509 90 00
|
% 5 kesinti
|
|
|||
1510 00 10
|
% 10 kesinti
|
|
|||
1510 00 90
|
% 5 kesinti
|
|
|||
Kaynak: 2/2006 sayılı AT-Türkiye Ortaklık Konseyi
Kararı
Peki bu durumun
nedeni ne, bu konuda yapılabilecek bir şey var mı? Bir sonraki yazımızda işte bu soruları
yanıtlamaya çalışacağız.
Evren GÜLDOĞAN
Evren GÜLDOĞAN
Yorumlar
Yorum Gönder