Zeytinyağı Tanıtımında AB Tecrübesi
2007 yılında Z&Z Akdeniz Kültürü Dergisi 1 (5)'te yayımlanan bir yazım
Malumunuz
zeytinyağı dediğimiz herhangi bir nebati yağ değil. Geleneksel bir miras, kültürel bir öğe, damak
tadı ve insan sağlığı açısından vazgeçilmez bir nimet. İşte bu nedenle zeytinyağı tüketicisi üründe
belirli bir kaliteyi arayan ve bunun karşılığını, yani kalite primini vermeye
hazır olan bir kitle. Dolayısıyla geçen
yazımızda belirttiğimiz üzere zeytinyağının şöhretini korumak için pazarlama
standartları getirilmesi hem tüketici haklarının hem de sektörün genel çıkarlarının
korunması için elzem.
Evren GÜLDOĞAN
Merhaba
Zeytindostları!
Dışı seni yakar, içi beni!
Ancak bir de
zeytinyağını tanımayan, faydalarını bilmeyen, dolayısıyla pazarlama
standartlarının içerdiği kuralların pek hitap etmediği geniş kitleler var. Bu kesim daha ekonomik ikame ürünler
karşısında zeytinyağı kalite primini ödemekten imtina ediyor. Sonuç olarak Türkiye’nin kişi başına
zeytinyağı tüketimi bir kilogramı zor buluyor.
Bu rakamın ne kadar düşük olduğu diğer önemli üretici ülkelerle
karşılaştırma yapıldığında ortaya çıkıyor:
Kişi başına tüketim Yunanistan’da 25, İspanya’da 15, İtalya’da 14,
Suriye’de yedi, Tunus’ta altı, Fas’ta ise iki kilogram.
Başlıca
stratejik hedefi zeytinyağı tüketimini canlandırmak olan, aksi taktirde orta
vadede ciddi bir arz fazlası sorunuyla karşı karşıya kalması muhtemel bulunan
Türk zeytinyağı sektörü için bu durum kabul edilemez nitelikte. Tüketimi arttırmaya yönelik bilgilendirme ve promosyon
önlemleri içeren tanıtım programlarının hayata geçirilmesi gerektiği aşikar.
“Dışı seni
yakar, içi beni!” misali tanıtım ihtiyacının bir de dış boyutu var. Zeytinyağında bir Türkiye markası bulunmuyor. Bunun bir nedeni önemli hedef pazarlarda ürünün
tüketicinin zihninde tek bir menşe ülkesi, yani İtalya ile bağlantılı
bulunması. Bir başka nedeni ise
ülkemizin kaliteli ürünleriyle isim yapamamış olması. Sonuç olarak hem kutulu ihracatımız hem de
genel olarak ihraç edilen malların katma değeri düşük kalıyor.
Tanıtım
programları öncelikle, önemli faydalar sağlayacağı sektörün kendi sorumluluğuna
giriyor. Ancak bu alanda kaydedilecek
ilerlemeler kırsal kalkınmadan halk sağlığına birçok kamu politikasını
destekleyici ve ülkenin uluslararası rekabet gücünü arttırıcı niteliğe
sahip. Üstelik herhangi bir sektörde her
zaman bedavacılığa kaçacak sığ görüşlü oyuncuların bulunması, bu yüzden
işbirliğinin tehlikeye girmesi riski mevcut.
Dolayısıyla kamunun tanıtım programlarını düzenleyici ve mali açıdan destekleyici
önlemler alması yerinde. Nitekim
dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi, tüketicisi ve ihracatçısı olmasına
karşın Avrupa Birliği’nde (AB) de durum böyle.
AB’de Tanıtımın İçi Dışı Bir Değil!
AB’de tanıtım
önlemleri Ortak Tarım Politikası’nın verimliliği arttırması ve sübvansiyonlarla
üretimi teşvik etmesi sonucunda ortaya çıkan arz fazlası nedeniyle 1970’li
yıllardan itibaren gündeme gelmiştir. Bu
dönemde bir yandan tüketimin canlandırılmasına yönelik pozitif öte yandan
üretimin kısıtlanmasına yönelik negatif önlemler eşzamanlı olarak alınmıştır.
Zeytinyağı
piyasası mevzuatında 1978 yılında yapılan bir reformla tüketimin teşvik
edilmesi için üç düzenleme getirilmiştir.
Bunlardan ilki beş litrelik veya
daha küçük ambalajlarda pazarlanan ürünleri kapsayan ve ambalajlamayı
gerçekleştiren teşebbüse ödenen, böylelikle zeytinyağı ile diğer nebati
yağlar arasındaki fiyat farkını bir nebze gideren tüketim yardımı uygulamasıdır. Ancak
özellikle İtalya’da yaşanan çok sayıdaki yolsuzluk nedeniyle bu düzenleme 1998 yılında
kaldırılmıştır. İkinci düzenleme
zeytinyağı kullanan konserve imalatçılarına belirli bir üretim iadesi
verilmesidir. Bu uygulamaya da
tüketicilerin artık zeytinyağı kalite primini ödeyecek kadar bilinçlenmiş
olması neden gösterilerek 2004 yılında son verilmiştir. Böyle
bir bilincin gelişmesinde 1978 yılında getirilen üçüncü düzenlemenin,
yani AB dahilinde zeytinyağı tüketimini teşvik etmek için yürütülen
kampanyaların payı büyük olmuştur. Bu
çerçevede sonuncusu 20002002 dönemini kapsayan yedi kampanya düzenlenmiştir.
AB ayrıca
zeytinyağı ihracatının teşvik edilmesi amacıyla, ileride ayrıntılı olarak
inceleyeceğimiz Uluslararası Zeytinyağı Konseyi (UZK) tarafından belirli hedef
pazarlara yönelik olarak sürdürülen promosyon kampanyalarını desteklemiştir. Bu amaçla Konsey’in Promosyon Fonu’na normal
katkı payının yanı sıra yıllar boyunca yüklü bir gönüllü bağışta bulunmuştur. Ancak Brüksel 1998 yılında UZK’nın
menşe veya markalar yerine ürünün kendisine odaklanan kampanyaları yerine AB
menşesini vurgulayan kendi önlemlerini hayata geçirmeye karar vermiştir.
Tanıtım alanında
son gelişme ise, Ortak Tarım Politikası’nda görülen yataylaşma eğiliminin bir
sonucu olarak zeytinyağına özgü ve diğer sektörel düzenlemelerin yerini 1999’da
üçüncü ülkelere yönelik, 2000 yılında ise AB dahilinde yürütülecek
bilgilendirme ve promosyon önlemlerine ilişkin ortak ve son derece ayrıntılı kuralların
alması. Büyük ölçüde örtüşen bu kurallar
ise tanıtımda önceden belirlenmiş bir stratejinin uygulanması ve kalitenin vurgulanmasını,
bu doğrultuda mesleki veya sektörel kuruluşlar tarafından önerilen veya UZK
gibi uluslararası örgütlerce hazırlanan programların Üye Devletler tarafından
değerlendirmeden geçirilmesini, seçilen önlemlerin kısmen finanse edilmesi ve
mali yönetimine özen gösterilmesini öngörüyor.
Tanıtım önlemlerinin 2000 yılında 67 milyon Euro olan bütçesi 2007’de
45,8 milyon Euro’ya gerilemiş durumda.
Bunun temel nedeni ise geçmişte bütçe tahsisatlarının kullanım oranının
düşük kalması.
Üçüncü ülkelere
yönelik olarak desteklenecek önlemler şöyle sıralanıyor: AB ürünlerinin özellikle kalite, hijyen, gıda
güvenliği, besleyicilik, etiketleme, hayvan refahı ve çevrecilik açısından
üstünlüklerini ortaya koyan halkla ilişkiler etkinlikleri, promosyonlar ve
tanıtımlar, uluslararası öneme sahip toplantı, fuar ve gösterilere bilhassa AB
stantları ile katılım, coğrafi işaretler ve diğer kalite sistemleri hakkında
bilgilendirme kampanyaları, pazarlama imkanlarının genişletilmesi için gerekli
olan yeni piyasa araştırmaları, yüksek düzey ticari geziler ve bu etkinliklerin
sonuçlarını değerlendirme çalışmaları. AB
seçilen önlemlerin bütçesinin normalde en fazla % 50’sini karşılıyor. Öneride bulunan örgütlerin en az % 20’lik bir
finansman sağlaması lazım. Geriye kalan
tutarı karşılamak ise ilgili Üye Devletlere düşüyor. Ancak yüksek düzey ticari geziler ve
değerlendirme çalışmaları ile AB genelinde fayda sağlayacak programların tamamı
Brüksel tarafından finanse edilebiliyor.
Önlemlerin
uygulanacağı ülkeler ve coğrafi alanlar ile kapsayacağı ürünlerin listeleri iki
yılda bir düzenleniyor. Hemen
belirtelim: Türkiye AB’nin hedef pazar
listesine 2005 yılında Balkan ülkeleri ve Ukrayna ile birlikte girdi! Zeytinyağı ve sofralık zeytinler ise en
başından beri listede. Hali hazırda
kapsanan diğer ürünler kırmızı et ve preparatları, beyaz et, süt ürünleri,
coğrafi işaret taşıyan ürünler, yaş ve işlenmiş meyve ve sebzeler, işlenmiş
tahıl ve pirinç ürünleri, lifli keten, canlı çiçek ve süs bitkileri ile organik
ürünler.
Uygulamanın
başladığı 2001 yılından bu yana önerilen 126 tanıtım programının 77’si kabul
edilmiş ve AB tarafından toplam 62,3 milyon Euro tutarında finansman sağlanmış
bulunuyor. Bu çerçevede zeytinyağı ve
sofralık zeytinlere özgü İtalya’dan üç, Yunanistan’dan iki programa % 50’lik
azami finansman oranı üzerinden 3,3 milyon Euro destek sağlanmış, yani toplam
bütçenin % 5,3’ü ayrılmış. Zeytinyağı
tanıtımı sadece bu beş program ile değil, Akdeniz ülkeleri tarafından yürütülen
ve birden fazla ürünü kapsayan birçok kampanya ve coğrafi işaretli ve organik
ürünlere ilişkin önlemler aracılığıyla da desteklenmiş durumda.
AB dahilinde uygulanacak önlemler üçüncü
ülkelere yönelik olanlarla benzeşiyor:
Topluluk ürünlerinin özgün niteliklerini vurgulayan halkla ilişkiler
etkinlikleri, promosyonlar ve reklamlar, ulusal ve Avrupa çapında toplantı,
fuar ve gösterilere katılım, kalite sistemleri hakkında bilgilendirme kampanyaları ve değerlendirme
çalışmaları. Finansman kuralları
aynı. Ancak Üye Devletler’e
bilgilendirme kampanyaları için program önerisi gelmemesi durumunda ihaleye
çıkma hakkı tanınmış.
Kapsanan
ürün ve temaların listesi yine iki yılda bir belirleniyor ve üçüncü ülkelerde
tanıtılanların yanı sıra arıcılık ürünleri, tohum yağları, yumurta
etiketlenmesi düzenlemesi ve en dış bölgelerden gelen ürünlere özgü grafik
işaretini içeriyor. Ayrıca her bir ürün
veya tema için bir strateji karara bağlanıyor ve hazırlanacak programların
uygun olması gereken bir rehber hazırlanıyor.
Bu dahili tanıtım önlemlerini üçüncü ülkelere yönelik olanlardan ayıran
en önemli özellik. Zeytinyağı ve
sofralık zeytin tanıtım rehberini bir özetini kutu içinde sunuyoruz.
AB
bu uygulama çerçevesinde önerilen 406 tanıtım programının 222’si kabul etmiş ve
toplam 164 milyon Euro’luk finansman sağlanmış.
Zeytinyağı ve sofralık zeytinler için İtalya’dan beş, Yunanistan’dan üç
ve İspanya ile Fransa’dan birer tane olmak üzere 10 program seçilerek % 50’lik
azami finansman oranı üzerinden, toplam tanıtım harcamalarının % 3,3’üne denk
gelen 6,5 milyon Euro tutarında kaynak ayrılmış. Böylelikle daha önce düzenlenen yedi kampanya
ile devamlılık sağlanmış.
Türkiye’de Durum
Ülkemiz 1998
yılında UZK’dan ayrılma kararı aldığında Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) bu örgüte
verilen aidatın artık Türk zeytinyağının tanıtılması için kullanılacağını beyan
etmişti. Sektör ihracat iadeleri ve
marka desteklemesinden faydalanmakla beraber tanıtım sözünün tutulmasını uzun
yıllar boşuna bekledi. Ancak son
zamanlarda bu konuda olumlu gelişmeler yaşanıyor. Bilindiği üzere Ege Zeytin ve Zeytinyağı
İhracatçıları Birliği bir Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu kurulmasına karar
verdi. Fındık ve antepfıstığından sonra ülkemiz
tarım sektörünün üçüncü tanıtım grubu olacak Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım
Grubu’na DTM tarafından 250.000 Dolar’a kadar destek sağlanabilecek.
Tanıtım Grubu
haliyle dış piyasalara ağırlık vermeyi planlıyor. Zeytinyağını Anadolu’ya götürme görevini ise
Zeytindostu Derneği üstleniyor:
Zeytindostu Tırı kısa bir süre sonra yola koyulacak, Güneydoğu
Anadolu’dan başlayarak halkla ilişkiler ve promosyon etkinlikleri
gerçekleştirecek. Derneğimizin hedefi
kişi başına tüketimi iki kilograma çıkartmak.
Sektörün yüzünü
güldüren bu tür girişimler için AB’nin tanıtım tecrübesi değerli bir
kaynak. Hiç değilse hedef pazarlarda AB
ülkeleri ile rekabet etmek istiyorsak tahsis etmemiz gereken kaynakları
göstermesi açısından.
AB Zeytinyağı
ve Sofralık Zeytin Tanıtım Rehberi
1. Durum Değerlendirmesi
Zeytinyağı piyasasında dengenin
muhafaza edilmesi için iç ve dış pazarlama kanalları önem taşımaktadır. İç talep geleneksel tüketiciler ile yeni
tüketiciler arasında büyük farklılık göstermektedir. Yeni tüketiciler talebin arttırılması için
önemli fırsatlar sunmaktadır.
2. Hedefler
Öncelik
olarak yeni tüketicilerin talebini piyasaya nüfuzu arttırarak, kullanımı
çeşitlendirerek ve bilgilendirme aracılığıyla yükseltmek. Geleneksel tüketici piyasalarda ürünlerin
daha az bilinen yönlerine ve gençlere odaklanmak.
3.
Hedef Gruplar
Tüketiciler, kanaat önderleri,
medikal ve paramedikal yayınlar, distribütörler
4. Ana mesajlar
Genel olarak: Natürel zeytinyağlarının gastronomik ve
organoleptik niteliklerinin çeşitliliği, farklı zeytinyağı kategorileri,
zeytinyağının sağlıklı beslenme için önemi, kalite sertifikasyonu ve etiketleme
kuralları, coğrafi işaretler, sofralık zeytinlerin çeşitleri ve kullanımları
Yeni tüketiciler için: zeytinyağının doğal, geleneksel ve modern
mutfaklara uygun bir ürün olduğu, kullanım önerileri
Geleneksel tüketiciler: şişeli zeytinyağı almanın avantajları,
geleneksel imajın modernleştirilmesi
5. Ana kanallar
Internet ve elektronik ortamlar,
satış noktalarında promosyon, halkla ve basınla ilişkiler, basında tanıtım yazıları,
medikal ve paramedikal meslek gruplarıyla ortak faaliyetler, televizyon ve
radyo, fuarlara katılım
6. Programların süre ve kapsamı
Öncelik her bir aşama için strateji
ve hedefleri belirli çok yıllı programlara ve yeni tüketici piyasalara verilmek
üzere 12 ila 36 ay
7. Yıllık gösterge bütçe
4 milyon Euro
Evren GÜLDOĞAN
Yorumlar
Yorum Gönder